Kanser Takip ve Tedavisinde İhmal Edilebilen Bir Konu: BESLENME

Kanser hastalarında beslenme bozukluğu sık görülür. Kanserin tipi, evresi ve yerine göre değişiklik gösterebilir. Beslenme bozukluğu yeni tanı konmuş bir kanser hastasında %50 oranında olabilirken, ileri evrede %75’ den fazla olabilir. En ciddi kilo kaybı pankreas ve mide kanserlerinde yaklaşık %85 oranında görülür. Tedavi öncesi gelişen kilo kaybı kötü prognoz ile ilişkilidir.

Kanser hastasında kanser hastalığının kendisi ve uygulanan tedaviler beslenme bozukluğuna yol açabilir. Kanser hastasının beslenmesini şu semptomlar olumsuz etkileyebilir ve bu semptomlar varsa tedavisi için hemen müdahale edilmelidir:

  • Ağrı, yutma güçlüğü, ağız kuruluğu
  • Yemek borusu, mide, barsak tıkanıklığı, nefes darlığı
  • Hıçkırık, halsizlik, güçsüzlük
  • Ağız yarası, halsizlik, bulantı, kusma
  • İshal, kabızlık
  • Duygu durum bozukluğu
  • İştah azalması,…….

Yeterli ve uygun beslenme ile:

  • Beslenme bozukluğu ve kilo kaybı önlenebilir,
  • Hayat kalitesinde artma sağlanabilir,
  • Tedavinin etkinliği güçlendirilebilir,
  • Tedavinin yan etkileri azaltılabilir,
  • İnfeksiyon oranları, hastanede kalış süreleri kısaltılabilir,
  • Tedavi toleransı ve immün yanıtta artma sağlanabilir.

Beslenme planlanırken mümkün ise her zaman ağızdan beslenme yolu tercih edilmelidir. Çünkü ağızdan beslenme:

  • Fizyolojiktir,
  • Hasta kendini psikolojik ve sosyal yönden iyi hisseder,
  • Yemek yeme sosyal aktivitesinden mahrum kalmaz,
  • Barsak epitel hücreleri diffüzyonla beslendiği için onların beslenmesi de sağlanmış olur,
  • Barsak florası korunur,
  • Barsaklarda bakterilerin aşırı çoğalması önlenir.
  • Beslenme planlaması yapılırken sadece hastalığa degil, hastaya da özgü olmalıdır.

Beslenme planlanırken şunlara dikkat edilmelidir;

  1. Hastanın o anki beslenme durumu dikkatle değerlendirilmelidir.
  2. Tümörün tipi ve evresine dikkat edilmelidir.
  3. Kanser tedavisinin gelişebilecek ve gelişmiş yan etkileri dikkate alınmalıdır.

Ekipte tıbbi onkoloji uzmanı yanında, beslenme hemşiresi ve diyetisyenler de aktif rol almalıdır. Hastanın fikri ve rızası mutlaka alınmalıdır.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserde Destek Tedavisi YAS Döneminde de Devam Etmelidir

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Palyatif Bakım tanımı şu şekildedir: “Ağrı, fiziksel, psikososyal ve ruhsal sorunların erken tanı, detaylı değerlendirme ve tedavisi yoluyla acının önlenmesi veya azaltılmasını sağlayarak hayatı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya gelen hasta ve yakınlarının hayat kalitesini arttıran bir yaklaşımdır”.

Kanser tedavisinde amaç sadece hastalığı tedavi etmek, kemoterapi-radyoterapi uygulamak, ölümü engellemek veya geciktirmek değildir. Bunların yanında hastanın ömrü boyunca konforlu ve rahat bir hayat yaşamasının sağlanması, hayat kalitesinin yüksek olması sağlanmalıdır. Hastalık, tedavi veya diğer sebeplere bağlı olarak hasta konforunu bozan ağrı, beslenme, psikososyal sorunlar da giderilmelidir.

Destek tedavisi hastaların yanında, ailelerinin de semptom kontrolü, psikososyal ve ruhsal ihtiyaçlarına cevap verilmelidir.

Soru: Kanserde palyatif destek ne zaman yapılmalıdır?

Cevap: Tanı konulmasından itibaren, tüm tedavi-takip sürecini, ölüm sürecini ve yas dönemini de kapsamalıdır.

Soru: Kanserde palyatif destek nerede yapılabilir?

Cevap: Ev, hastane, hospis, bakım evi, gibi uygun olan her yerde yapılabilir.

Kanser Destek Tedavisi ekibi tıbbi onkoloji uzmanı, algoloji uzmanı, cerrahi uzmanı, psikiyatri uzmanı, hemşire, beslenme destek ekipleri, vb bu konuda deneyimli bir ekipten oluşmalıdır.

Sonuç olarak; kanserde destek tedavisi tanıdan itibaren tüm tedavive takip süreçlerinde uygulanmalıdır ve en çok ihmal edilen YAS döneminde de devam etmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanser Tedavisinde Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri Ve Egzersiz

Kanser hastalığında milletlere, ülkelere ve kültürlere göre farklılık gösteren Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri uygulanmaktadır. Özet olarak başlıklar halinde bakacak olursak tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden bir kısmı şu şekilde sınıflandırılabilir:

• Dokunma tedavileri (“touch”): Aromaterapi, akupuntur, refleksoloji, masaj, vb.
• Zihinsel tedaviler (“Mind body”): Dua, Meditasyon, hipnoz, Yoga, vb.
• Konuşma terapileri: Teke tek veya grup şeklinde.
• Hayat tarzı değişimi: Sağlıklı diyet, diyete şifalı bitkiler eklenmesi, düzenli egzersiz, vb.

EGZERSİZ

1. Egzersiz; yürüme, koşma, yüzme, eğlenceli değişik sportif faaliyetlerdir.
2. Hem mental hem de fiziksel sağlık için faydalıdır.
3. Bazı kanserlerde yaşam süresini uzattığı gösterilmiş.
4. Metastazı olmayan meme kanserli 3000 kadında yapılan gözlemsel çalışmada haftada 3-5 saatlik yürüyüşe denk egzersiz yapan kadınlar ile egzersiz yapmayan kadınlar kıyaslanmış. Düzenli egzersiz yapan grupta meme kanserine bağlı ölüm riskinin anlamlı şekilde azaldığı gözlenmiş.
5. Başka bir gözlemsel araştırmada metastazı olmayan evre I, II ve III kalın barsak kanserli 573 kadın hastada düzenli yapılan egzersiz ile kansere bağlı ölüm riskinde belirgin azalma gözlenmiş.
6. Yapılan egzersiz süresinin araştırıldığı başka bir araştırmada haftada en az 6 saat düzenli egzersiz (yürüme, bisiklet, koşma, yüzme) yapan hastalarla haftada 1 saat egzersiz yapan hastalar kıyaslanmış. En az 6 saat yapan grupta diger gruba göre ölüm riskinde %50 azalma gözlenmiş.
7. Erkeklerde değişik kanser türlerinde egzersiz ile yaşam süresi arasındaki ilişki araştırılmış. Farklı kanser tanılı 1021 erkek hastada yapılan bir araştırmada; haftalık 3000 kalori yakacak kadar düzenli egzersiz yapan erkek hastalarda kansere bağlı ölüm riski en düşük saptanmış.
8. 3000 kalori harcanması haftada 5 gün süre ile günlük olarak yapılan 45 dakikalık yürüyüş veya hafif koşuya denk geliyor.

Sonuç olarak egzersiz;
• Kanser gelişme riskini azaltıyor,
• Kanserin nüks etme, tekrarlama riskini azaltıyor,
• Yaşam süresi üzerine faydası var.
• Hayat kalitesini arttırıyor.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

 

Bana kemoterapi uygulandı. Saçlarım dökülmedi. Kemoterapinin bana faydası olmadı mı?

Kemoterapi uygulandıktan sonra bazı hastaların aklına buna benzer sorular gelebilmektedir. “Bir tanıdığıma kemoterapi uygulanmıştı, onun saçları dökülmüştü, ama benim saçlarım dökülmedi. Ben tedaviden fayda görmedim mi, bana faydası daha az mı oldu ?”.

Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini etkiledikleri gibi vücuttaki normal dokuları da etkileyebilmektedir ve kanser hücreleri ile birlikte vücutta en hızlı bölünen ve yenilenen hücreler en fazla etkilenirler. Bunlar deri, kemik iliği ve sindirim sistemi hücreleridir. Kemik iliği etkilendiği zaman anemi ve/veya lökosit sayısında azalma ve/veya trombosit sayısında azalma görülebilir. Sindirim sisteminde ağız yaraları, mukozit, ülser, gastrit, ishal, vb yan etkiler gelişebilir. Deride ise en çok bilinen şekli ile saç dökülmesi meydana gelebilir.

Her insanda farklı derecelerde yan etkiler gelişebilir. Farklı sistemlerde farklı yan etkiler gelişebilir. Saç dökülmesi de kemoterapinin bir yan etkisidir. Her insanda gelişmeyebilir veya farklı derecelerde saç dökülmeleri olabilir. Her uygulanan kemoterapi protokolü de saç dökülmesi yapmayabilir.

Sonuç olarak saç dökülmesi kanser tedavisi etkinliğinin bir göstergesi değildir. Her insanda farklı derecelerde ve uygulanan kemoterapi protokolüne göre gelişebilen bir yan etkidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Randevu Al

TELEFON

444 59 17