Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Kanser hastalığında o kansere özgü birkaç bulgu dışında genellikle bir çok hastalıkta da görülebilen benzer bulgu ve şikayetler ortaya çıkabilir. Bazen hastalığın erken dönemlerinde bile bulgular ortaya çıkabilir, bazen geç dönemlere kadar ciddi bir bulgu, şikayet gelişmeyebilir.

Akciger kanserinde gelişebilen bulgu ve şikayetler şu şekilde olabilir:

  1. Direk akcigerde gelişen kitleye bağlı şikayet ve bulgular: Öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, ses kısıklığı, siyanoz (morarma), çabuk yorulma, yetersiz oksijenlenme nedeniyle hızlı soluk alıp verme,….
  2. Kanserin başka organlara yayılmasına bağlı şikayet ve bulgular:

Karaciger: Karacigerde büyüme, sarılık, çay rengi idrar,…

Kemik: Ağrı, kırık, omurgada çökme olursa kuvvet kaybı, idrar tutamama,….

Beyin: Başağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, nöbet geçirme, felçlik, şuur kaybı,….

Plevra zarı: Gögüs kafesinde sıvı toplanması, nefes darlığında artış,….

Kemik iliği: Kansızlık, kanama,….

Parmak: Çomaklaşma (Hipokrat Parmağı)

  1. Kansere özgün olmayan bulgu ve şikayetler: Kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, tümör ateşi…..

Bu semptom, bulgu ve şikayetler listesi daha da uzatılabilir. Gelişebilen bulguların çoğu özgün bulgular olmadığı için yeni ortaya çıkan farklı şikayetleri çok dikkatli şekilde değerlendirmek gerekir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

ZERDEÇAL ve TEDAVİDE KULLANIMI

Bilimsel ismi “Curcuma Longa”, bunun dışında yaygın kullanılan isimlerinden bazıları Hint safranı, “curcumin”, “jiang huang” olan zerdeçalın tıbbi öyküsü yaklaşık olarak 5000 yıl öncesine dayanmaktadır. Geleneksel tıpta daha çok yara iyileşmesi ve mide problemleri için kullanılmaktadır. Yapısında bulunan rizom ise bazı ülkelerde kozmetik maddelerde veya baharat olarak yemeklerde renklendirici olarak kullanılmaktadır.

Zerdeçal hafızayı güçlendirmek, artrit ve kanser önlemede kullanılmak üzere bir çok alanda pazarlanmaktadır. Farklı biyolojik etkileri keşfedildikçe, zerdeçalın potansiyel olarak kanser dahil bir çok ciddi hastalık tedavisinde de kullanımı araştırılmaktadır.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda zerdeçalın bazı biyoaktif bileşikler içerdiği gözlenmiş.

Bu nedenle yapılan araştırmalarda zerdeçalın nöron koruyucu, antiinflamatuvar, immün sistemi düzenleyici, kimyasal maddelerin zararlarına karşı koruyucu, zayıf fitoöstrojen, kemoterapi ve radyoterapiye duyarlılığı arttırıcı etkileri olduğu  gözlenmiş.

Kanser alanında yapılan zerdeçal araştırmalarına örnek olarak şu çalışmalar verilebilir:

  1. Kalın barsak kanserlerinde hastalara ameliyat öncesi dönemde oral zerdeçal kullanılması ile kaşeksi (ciddi kilo kaybı) ve genel sağlık durumlarında düzelme gözlenmiş.
  2. Yapılan faz 2 bir çalışmada ileri evre pankreas kanserli 21 hastada oral zerdeçal uygulanması ile 2 hastada fayda gözlenmiş.

Zerdeçal için etki mekanizması olarak tümör nekroz faktör-alfa (“TNF-Alpha”) konsantrasyonunu düşürerek bu etkinliği gösterdiği düşünülmektedir.

Etkili tedavi potansiyeli nedeniyle çalışmalar devam etmesine karşılık zerdeçalın barsaklarda emilimi çok iyi değildir. Nanopartikül uygulamaları, lipozomal zerdeçal formülasyonları ve karabiberde bulunan bir alkaloid olan “piperin” ile eşzamanlı kullanımı ile biyoyararlanımı artabilmektedir.

YAN ETKİ olarak alerjik dermatit, ürtiker, geçici atrioventriküler blok gelişebilir.

İlaç etkileşimleri: Sitokrom P450 enzim sistemleri üzerinden bazı ilaçların metabolizmalarını etkileyebilir.

  • Antikoagülan/antiagregan ilaç kullanan hastalarda kanama riskini arttırabilir.
  • Laboratuar ortamında meme kanseri hücre kültürlerinde ADRİAMİSİN ve “camptothecin” (İRİNOTEKAN, TOPOTEKAN)’ nın indüklediği apoptozisi (hücre ölümü) inhibe ederek etkinliğini azalttığı gözlenmiş.
  • Hayvan çalışmalarında zerdeçal kullanımı ile SİKLOFOSFAMİD’e bağlı tümör boyutunda gerileme etkinliğinin inhibe olduğu gözlenmiş.
  • Norfloksasin öncesi zerdeçal kullanımı ile ilacın metabolizmasının etkilenebiliyor.

Özet olarak zerdeçalın antiinflamatuvar etkilerinin olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte kanser hastalarında kullanımı sırasında kemoterapi ilaçları ile oluşabilecek etkileşimler yönünden dikkatli olunmalıdır.

(“ASCO Post” Gary Deng ve Jyothirmai Gubili tarafından yazılan derlemeden faydalanılmıştır).

Bütün Kanser Hastalarında AĞRI Şikayeti Olur mu?

Kanser hastalarının ve yakınlarının en ciddi endişelerinden biri de hasta için ağrı şikayetidir. Bu endişelerini “hastamız çok ağrı çeker mi?, hastalığın son döneminde şiddetli ağrı şikayeti olur mu?” şeklinde sorularla ifade ederler.

Kanser hastalarının özellikle metastatik evrede %50’ den fazlasında, hastalığın son dönemlerinde ise %80-90 oranında ağrı şikayeti olduğu tahmin edilmektedir. Bu oranlar ve genel gözlemler göstermektedir ki tüm kanser hastalarında ağrı şikayeti olacaktır diye bir şey yoktur.

Kanser ağrısı hastalığın başladığı ve metastaz yaparak yayıldığı organlara göre farklı şiddetlerde gelişebilir. Bazen kanser çok yaygın olduğu halde bulunduğu organlar ağrı hissine sebep olmadığı için ağrı şikayeti olmayabilir (yaygın karaciger metastazı yapmış safra yolları tümörü gibi). Bunun tam tersi bir durum olarak bazı kanserler geliştiği yerden dolayı veya metastaz yaptığı organdan dolayı çok yaygın olmadığı halde erken dönemde bile ağrıya neden olabilir (kemik tümörleri, kemik metastazı, pankreas kanserinin sinir invazyonu gibi).

Kanser ağrısı hem tıbbi hem de psikososyal değişkenlerden etkilenir. Hastanın bildirdiği ve şikayetçi olduğu ağrı gerçek kabul edilmelidir. Ağrı sadece hastayı etkilemez, aynı zamanda hastanın ailesini de etkiler.

Sonuç olarak tüm kanser hastalarında ağri şikayeti gelişmeyebilir. Ancak tüm kanser hastaları ağrı yönünden dikkatli sorgulanmalıdır. Ağrının şiddeti ve sebebi araştırılıp, hastanın tıbbi ve psikososyal durumuna göre uygun tedavi düzenlenmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Meme Kanseri Taraması Nasıl Yapılır?

– Meme kanseri tarama programı normal riskli ve yüksek riskli kadınlara göre farklı protokoller şeklinde önerilmektedir.

– Normal riskli kadınlarda 25-40 yaş arasında 1-3 yılda bir klinik muayene, ayda 1 defa kendi kendini muayene ve memedeki değişikliklerin takibi (Meme başında çekilme, cilt değişiklikleri, ele gelen kitle, meme cildinde çukurlaşma, kızarıklık, döküntü, meme başından akıntı, gibi) önerilmektedir.

– Normal riskli 40 yaş üstü kadınlarda ise yılda bir defa mammografi, yılda bir klinik muayene, ayda 1 defa kendi kendini muayene ve memedeki değişikliklerin takibi önerilmektedir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Takip ve Tedavisinde İhmal Edilebilen Bir Konu: BESLENME

Kanser hastalarında beslenme bozukluğu sık görülür. Kanserin tipi, evresi ve yerine göre değişiklik gösterebilir. Beslenme bozukluğu yeni tanı konmuş bir kanser hastasında %50 oranında olabilirken, ileri evrede %75’ den fazla olabilir. En ciddi kilo kaybı pankreas ve mide kanserlerinde yaklaşık %85 oranında görülür. Tedavi öncesi gelişen kilo kaybı kötü prognoz ile ilişkilidir.

Kanser hastasında kanser hastalığının kendisi ve uygulanan tedaviler beslenme bozukluğuna yol açabilir. Kanser hastasının beslenmesini şu semptomlar olumsuz etkileyebilir ve bu semptomlar varsa tedavisi için hemen müdahale edilmelidir:

  • Ağrı, yutma güçlüğü, ağız kuruluğu
  • Yemek borusu, mide, barsak tıkanıklığı, nefes darlığı
  • Hıçkırık, halsizlik, güçsüzlük
  • Ağız yarası, halsizlik, bulantı, kusma
  • İshal, kabızlık
  • Duygu durum bozukluğu
  • İştah azalması,…….

Yeterli ve uygun beslenme ile:

  • Beslenme bozukluğu ve kilo kaybı önlenebilir,
  • Hayat kalitesinde artma sağlanabilir,
  • Tedavinin etkinliği güçlendirilebilir,
  • Tedavinin yan etkileri azaltılabilir,
  • İnfeksiyon oranları, hastanede kalış süreleri kısaltılabilir,
  • Tedavi toleransı ve immün yanıtta artma sağlanabilir.

Beslenme planlanırken mümkün ise her zaman ağızdan beslenme yolu tercih edilmelidir. Çünkü ağızdan beslenme:

  • Fizyolojiktir,
  • Hasta kendini psikolojik ve sosyal yönden iyi hisseder,
  • Yemek yeme sosyal aktivitesinden mahrum kalmaz,
  • Barsak epitel hücreleri diffüzyonla beslendiği için onların beslenmesi de sağlanmış olur,
  • Barsak florası korunur,
  • Barsaklarda bakterilerin aşırı çoğalması önlenir.
  • Beslenme planlaması yapılırken sadece hastalığa degil, hastaya da özgü olmalıdır.

Beslenme planlanırken şunlara dikkat edilmelidir;

  1. Hastanın o anki beslenme durumu dikkatle değerlendirilmelidir.
  2. Tümörün tipi ve evresine dikkat edilmelidir.
  3. Kanser tedavisinin gelişebilecek ve gelişmiş yan etkileri dikkate alınmalıdır.

Ekipte tıbbi onkoloji uzmanı yanında, beslenme hemşiresi ve diyetisyenler de aktif rol almalıdır. Hastanın fikri ve rızası mutlaka alınmalıdır.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserden Korunmak İçin Öneriler

Kanser gelişiminde rol oynayan risk faktörlerine göz atacak olursak bunların bir kısmı değiştirilebilir, bazıları da değiştirilemez faktörlerdir.

  • Yaşam stili (kişinin beslenme şekli, egzersiz, sedanter yaşam, alkol, vb)
  • Sigara kullanımı. Sigaranın akciğer, ağız-boğaz boşluğu, yemek borusu, mide, pankreas, kalın barsak, mesane, kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri ile ilişkili olduğu bilinmektedir.
  • Çevresel maruziyet (etraftaki insanların içtiği sigaraya maruziyet, çevre kirliliği, yaşadığı ortamın fiziki şartları, asbest iş ortamı vb)
  • Genetik yapı veya ailesel kanser öyküsü varlığı
  • Başka bir hastalık veya medikal problem varlığı (Hepatit B, Hepatit C, HPV, vb)

Tüm bunlara karşılık kanser gelişimine karşı korunmak için şu önerilerde bulunulabilir:

  1. Aşırı kilodan ve yaşın artması ile birlikte kilo artışından sakınmak,
  2. Günde ortalama 30 dakika hafif-orta düzeyde fiziksel aktivitede bulunmak. Yüzme, koşu, bisiklet, vs,
  3. Günde en az 5 ölçek sebze veya meyve tüketmek,
  4. Yağ tüketimini azaltmak ve günlük enerji ihtiyacının %30’undan azının yağlardan oluşması,
  5. Orta düzeyde kırmızı et (özellikle yağsız) ve süt ürünleri tüketerek günlük protein ihtiyacının karşılanması (alternatif protein kaynağı olarak balık, kümes hayvanları, fındık, baklagiller tüketilebilir),
  6. Daha az rafine edilmiş veya işlem görmüş un ve unlu mamulleri tüketmek,
  7. Tuzlanarak kurutulmuş, tütsülenmiş gıdaları yememek,
  8. Alkol tüketimine son vermek veya iyice azaltmak.
  9. Sigarayı bırakmak.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserde Destek Tedavisi YAS Döneminde de Devam Etmelidir

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Palyatif Bakım tanımı şu şekildedir: “Ağrı, fiziksel, psikososyal ve ruhsal sorunların erken tanı, detaylı değerlendirme ve tedavisi yoluyla acının önlenmesi veya azaltılmasını sağlayarak hayatı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya gelen hasta ve yakınlarının hayat kalitesini arttıran bir yaklaşımdır”.

Kanser tedavisinde amaç sadece hastalığı tedavi etmek, kemoterapi-radyoterapi uygulamak, ölümü engellemek veya geciktirmek değildir. Bunların yanında hastanın ömrü boyunca konforlu ve rahat bir hayat yaşamasının sağlanması, hayat kalitesinin yüksek olması sağlanmalıdır. Hastalık, tedavi veya diğer sebeplere bağlı olarak hasta konforunu bozan ağrı, beslenme, psikososyal sorunlar da giderilmelidir.

Destek tedavisi hastaların yanında, ailelerinin de semptom kontrolü, psikososyal ve ruhsal ihtiyaçlarına cevap verilmelidir.

Soru: Kanserde palyatif destek ne zaman yapılmalıdır?

Cevap: Tanı konulmasından itibaren, tüm tedavi-takip sürecini, ölüm sürecini ve yas dönemini de kapsamalıdır.

Soru: Kanserde palyatif destek nerede yapılabilir?

Cevap: Ev, hastane, hospis, bakım evi, gibi uygun olan her yerde yapılabilir.

Kanser Destek Tedavisi ekibi tıbbi onkoloji uzmanı, algoloji uzmanı, cerrahi uzmanı, psikiyatri uzmanı, hemşire, beslenme destek ekipleri, vb bu konuda deneyimli bir ekipten oluşmalıdır.

Sonuç olarak; kanserde destek tedavisi tanıdan itibaren tüm tedavive takip süreçlerinde uygulanmalıdır ve en çok ihmal edilen YAS döneminde de devam etmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Randevu Al

TELEFON

444 59 17