Kanser Tedavisinde Eşek Sütünün Yeri Var Mıdır ?

Son zamanlarda kanser tedavisinde eşek sütünün etkinliği konusunda çok sayıda sorular sorulmaktadır. Bazı hastaların kanser tedavisinde eşek sütü kullandığı ve iyileştiği şeklinde farklı rivayetler olduğu söylenmektedir.

Eşek sütünün bazı Afrika ve Asya ülkelerinde gıda olarak tüketildiği bilinmektedir. Ülkemizde de bazı şehirlerde eşek sütü imalatı için çok sayıda eşek çiftlikleri kurulmuştur.Eşek emzirme döneminde diğer süt hayvanları ile kıyaslandığı zaman daha az miktarda süt vermektedir. Aynı dönemde yavrusunu da beslemesi gerektiği düşünülürse miktar daha da azalmaktadır. Bu sebeple diger sütlere göre daha yüksek fiyatlarla pazarlanmaktadır.

“PUBMED” (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/) (Bilimsel Veri Tabanı) sitesinde “donkey milk and cancer” (eşek sütü ve kanser) yazıp taradığınız zaman 8 tane sonuç çıkmaktadır. Ancak bu sonuçların hiç biri eşek sütünün kanser tedavisindeki etkinliği ve tamamlayıcı tedavi olarak kullanılması hakkında değildir. Günümüzde eşek sütünün kanser tedavisindeki etkinliğini gösteren hiçbir bilimsel çalışma yoktur.

Eşek sütü hakkında kanıta dayalı yeterli çalışma olmadığı için mevcut uygulanan tedaviyi nasıl etkilediğini, kanser ve tedavisi üzerine olumsuz etkilerinin olup olmadığını, kullanılan ilaçların vücuttan atılımını etkileyip etkilemediğini, uygulanan ilaçların yan etkilerini arttırıp arttırmadığını bilmiyoruz.

Sonuç olarak, eşek sütü hakkındaki bilgilerin çoğu kişilerin beyanına ve ifadelerine dayanmaktadır. Kanser tedavisinde, destek ve tamamlayıcı tedavide kullanımına ilişkin herhangi bir güvenilir araştırma ve yeterli bilimsel kanıt yoktur. Dünyada ve ülkemizde önde gelen “kanser tedavi ve destek tedavi kılavuzları”nın hiç birinde yer almamaktadır. Elimizde yeterli bilimsel kanıt olmayan bu durum için minik ve sevimli sıpaların da başlıca gıdalarına ortak olmayalım ve onları aç bırakıp gelişimlerine engel olmayalım.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser ve Akupuntur

Akupuntur antik bir Çin tedavi yöntemidir. Geçmişi 5000 yıldan eskiye dayanan akupunturun Türkler tarafından icat edilen bir tedavi yöntemi olduğu ancak daha sonra Çinliler tarafından öğrenilip geliştirildiği söyleniyor. Bu konuda günümüze ulaşmış en eski kaynak MÖ 200 yılında Huang Di Nei Jing tarafından Çince yazılmış olan “Sarı İmparator’un İç Hastalıkları Klasiği” isimli kitaptır ve bu kitapta 282 farklı akupuntur noktası tarif edilmiştir. Akupuntur ülkemize 1950’ li yıllarda Kayır Doy isimli Kafkasyalı bir doktor ile girmiştir ve hastalarını akupuntur ile tedavi etmiştir.

Akupuntur kanser ve kanser dışı bir çok hastalık ve problemde farklı amaçlarla kullanılabilmektedir. Uygulayan kişi yeterince deneyimli ise ve iğneler steril ise güvenli bir yöntem olarak bilinmektedir. Ancak hasta antikoagülan kullanıyorsa veya sitopeni (kan değerlerinde düşme) varsa güvenli olmayabilir, enfeksiyon, kanama, vb problemlere sebep olabilir. Teknik olarak bu konuda deneyimli uzman tarafından bu iş için özel olarak dizayn edilmiş steril ince iğneler “accupoints” olarak adlandırılan hassas tetik noktalara batırılır.

Akupunturun kanserde kullanım alanlarını ve etkinliğini araştırmak için çok sayıda çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bir çalışmada kanser hastalarında akupuntur kullanım oranı %5 olarak saptanmış (Cui Y et al. Breast Cancer Res Treat 85;263-270:2004).

Kanser ağrısında akupunturun etkinliğinini araştıran yüzlerce çalışma yapılmış ancak ağrı kontrolü konusundaki etkinliği tam net değildir ve bu çalışmaların dizaynı genellikle iyi yapılmamış.

Kanser ağrısı kontrolünde akupuntur etkinliğini araştıran 15 randomize çalışmanın değerlendirildiği bir derlemede kanser hastaları analjezik (ağrı kesici) uygulanan (1) ve  akupuntur ve analjezik birlikte (2) uygulanan hastalar olarak iki gruba ayrılmış. Bu çalışma sonucunda akupunturun kanser ağrı kontrolünde belirgin üstünlük göstermediği ancak akupuntur kolundaki hastalarda sıkıntılarının belirgin azaldığı gözlenmiş (Choi Ty et al. Support Care Cancer 20;1147-58:2012). Cerrahi girişim sonrası ağrı kontrolü için kullanılan opioid miktarını azaltabilir.

Akupuntur kanserde ağrı tedavisi dışında kemoterapiye bağlı bulantı-kusma kontrolünde yardımcı olabilir. Yayınlanan bir derlemede kusma sıklığını azalttığı ancak bulantının şiddetini etkilemediği gözlenmiş. Ayrıca ateş basmaları, halsizlik, anksiyete ve depresyon kontrolü için etkili olabilir.

Sonuç olarak: Kanserde akupuntur kemoterapiye bağlı bulantı-kusma, ateş basması, halsizlik, anksiyete ve kanser ağrısının kontrolünde yardımcı olabilir.

 

Doç. Dr. Mehmet Emin KALENDER

Kanserde Meditasyon, Yoga, Dua Ve Manevi Rahatlama

Kanserde tamamlayıcı tedavi yöntemleri uygulama yöntemlerine göre farklı gruplarda sınıflandırılır. Basit bir sınıflandırma ile değerlendirdiğimizde bu tamamlayıcı tedavi yöntemlerini 4 gruba ayırabiliriz:

  1. Dokunma tedavileri (“touch”): Aromaterapi, akupuntur, refleksoloji, masaj.
  2. Zihinsel tedaviler (“Mind body”): Meditasyon, hipnoz, Yoga, dua, vs.
  3. Konuşma terapileri: Teke tek veya grup şeklinde.
  4. Hayat tarzı değişimi: Sağlıklı diyet, düzenli egzersiz, vs.

Zihinsel tedaviler (“Mind body”) farklı millet ve dinlerde farklı yöntemler şeklinde uygulanabilir. İnsanlar inanç ve dinlerine göre dua, meditasyon, Yoga gibi farklı yöntemlerle manevi rahatlama sağlayabilir. Bu yöntemlerin etkinliğini araştırmak için çok sayıda çalışmalar yapılmıştır. Bu konuda yapılmış 9 farklı araştırmanın genel değerlendirmesinde ( meta-analizi), meme kanserli hastalarda bu tekniklerle stres, depresyon ve anksiyetenin azaldığı gözlenmiş (Zainal NZ et al. PSYCOONCOLOGY 22;1457-65:2013).

Bu yöntemlerin kanser nüks ve yaşam süresi üzerine katkısı gösterilememiş. Ancak hayat kalitesi iyileşmesi, stres, anksiyete ve ağrı kontrolünde faydalı olabilir.

Sonuç olarak bu yöntemler anksiyete, halsizlik, uyku problemi, stres ve ağrı kontrolünde katkı sağlayabilirler.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Tedavisinde Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri Ve Egzersiz

Kanser hastalığında milletlere, ülkelere ve kültürlere göre farklılık gösteren Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri uygulanmaktadır. Özet olarak başlıklar halinde bakacak olursak tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden bir kısmı şu şekilde sınıflandırılabilir:

• Dokunma tedavileri (“touch”): Aromaterapi, akupuntur, refleksoloji, masaj, vb.
• Zihinsel tedaviler (“Mind body”): Dua, Meditasyon, hipnoz, Yoga, vb.
• Konuşma terapileri: Teke tek veya grup şeklinde.
• Hayat tarzı değişimi: Sağlıklı diyet, diyete şifalı bitkiler eklenmesi, düzenli egzersiz, vb.

EGZERSİZ

1. Egzersiz; yürüme, koşma, yüzme, eğlenceli değişik sportif faaliyetlerdir.
2. Hem mental hem de fiziksel sağlık için faydalıdır.
3. Bazı kanserlerde yaşam süresini uzattığı gösterilmiş.
4. Metastazı olmayan meme kanserli 3000 kadında yapılan gözlemsel çalışmada haftada 3-5 saatlik yürüyüşe denk egzersiz yapan kadınlar ile egzersiz yapmayan kadınlar kıyaslanmış. Düzenli egzersiz yapan grupta meme kanserine bağlı ölüm riskinin anlamlı şekilde azaldığı gözlenmiş.
5. Başka bir gözlemsel araştırmada metastazı olmayan evre I, II ve III kalın barsak kanserli 573 kadın hastada düzenli yapılan egzersiz ile kansere bağlı ölüm riskinde belirgin azalma gözlenmiş.
6. Yapılan egzersiz süresinin araştırıldığı başka bir araştırmada haftada en az 6 saat düzenli egzersiz (yürüme, bisiklet, koşma, yüzme) yapan hastalarla haftada 1 saat egzersiz yapan hastalar kıyaslanmış. En az 6 saat yapan grupta diger gruba göre ölüm riskinde %50 azalma gözlenmiş.
7. Erkeklerde değişik kanser türlerinde egzersiz ile yaşam süresi arasındaki ilişki araştırılmış. Farklı kanser tanılı 1021 erkek hastada yapılan bir araştırmada; haftalık 3000 kalori yakacak kadar düzenli egzersiz yapan erkek hastalarda kansere bağlı ölüm riski en düşük saptanmış.
8. 3000 kalori harcanması haftada 5 gün süre ile günlük olarak yapılan 45 dakikalık yürüyüş veya hafif koşuya denk geliyor.

Sonuç olarak egzersiz;
• Kanser gelişme riskini azaltıyor,
• Kanserin nüks etme, tekrarlama riskini azaltıyor,
• Yaşam süresi üzerine faydası var.
• Hayat kalitesini arttırıyor.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

 

Kanser Hastalarında Şeker Tüketiminin Kanser Hücrelerini Beslediği Ve Çoğalttığı Doğru mu ?

Bir çok hasta ve hasta yakını kafasına takıldığı için buna benzer sorular sorabiliyorlar. Şeker, glukoz, karbonhidrat enerji kaynağı olduğu için kanser hücrelerini de besleyip çoğalmalarını kolaylaştırdığı akla gelebiliyor.

Bu konuda yapılmış hücre kültürü çalışmalarında glukoz kısıtlı ortamlarda, glukoz açlığının kanser hücrelerinin ölümüne sebep olduğu, bunun tersi durum olan yüksek konsantrasyonda glukoz içeren ortamın ise kanser hücrelerinin çoğalmasına sebep olduğu gözlenmiş. Burada dikkat edilmesi gereken şey bu çalışmanın insanda değil  hücre kültüründe yapılmış bir çalışma olduğudur.

Bu konuda insanda yapılmış ve şeker tüketiminin kanser hücrelerinin çoğalmasını hızlandırdığı, hastalığın ilerlemesine sebep olduğunu gösteren karşılaştırmalı bir çalışma yoktur. Bu konudaki şahsi görüşlerimden birisi de insan kendini aç susuz bıraksa bile kanser hücrelerinin kendi beslenmelerini farklı mekanizmalarla da sağlayabilirler.

Kanser hastalarına sıklıkla kemoterapi ve radyoterapi benzeri tedaviler uygulanır. Bu tedaviler sonrası hastaların ağız tadı bozulur, beslenme bozulur, kilo kaybı ve sonuçta vücut direncinin azalmasına sebep olur. Beslenirken yediğimiz gıdalardan zevk almamızı sağlayan maddelerden birisi de şekerdir.

Sonuç olarak: Aşırı şeker tüketimi ile aşırı kalori alınması sonucu fazla kilo alımına sebep olabilir. Aşırı kilo alımı da kanser dahil bir çok hastalığı tetikleyebilir. Sıfır şeker demiyoruz. Aşırı şeker içermeyen, ölçülü ve mümkün olduğunca doğal şekerler içeren diyet öneriyoruz.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Tedavisinde Standart Tedavi Yanında Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri

Kanser hastalığında tedavi  kararı verilirken birçok faktör göz önüne alınır. Kanserin özellikleri ve hasta ile ilgili değişik faktörler uygulanacak tedavi şeklininin belirlenmesini etkiler.

Kanser hastalığında uygulanan başlıca tedavi yöntemleri şunlardır:

  1. Konvansiyonel tedaviler: Cerrahi girişim, Kemoterapi, Radyoterapi, hormonoterapi, immunoterapi, vs.
  2. Klinik çalışma ve araştırma tedavileri.
  3. Tamamlayıcı tedaviler.
  4. Alternatif tedaviler.
  5. İntegratif tedaviler: Konvansiyonel tedaviler ile tamamlayıcı tedavilerin birlikte uygulanması.
  6. “Fraud” tedaviler: Sahtekar tedaviler. Bu tedavilerin bilimsel herhangi bir kanıtları yoktur. Bir kısmının etkin olmadığı gösterilmiş ve bir kısmı da hasta için zararlıdır. Bu tedavi yöntemlerinin tek dayanak noktası satıcıların tedavi konusundaki iddialı ifadeleridir.
  7. “Quackery”  tedaviler (Şarlatanlık). Kullananların ifadesi ve reklam yolu ile kanser önlem, tanı ve tedavi iddiası olan yöntemlerdir. Bu yöntemlerin çoğu teoriye dayalıdır ve bilimsel kanıtları yoktur.

Tamamlayıcı Tedaviler

  • Kanserde standart konvansiyonel tedavi ile birlikte uygulanırlar.
  • Tamamlayıcı tedavi uygulanırken hastalığın asıl tedavisi terkedilmez.
  • Bazı semptomların kontrolü ve hayat kalitesini arttırmak amaçlarıyla uygulanır.
  • Bu tür tedaviye çoğunlukla hasta karar verir.
  • Sıklıkla doktoruna danışır.
  • Tamamlayıcı tedavilere genellikle doktor, hastanın kendisi, hasta yakını veya başka hasta/ hasta yakınlarının tavsiyesi ile başlanır.
  • Milyar dolarlarla ifade edilen büyük bir sektör.
  • Yapılan çalışmalarda hastaların en az yarısının kullandığı ifade ediliyor (%10-60 arasında değişen oranlarda).
  • Gaziantep’ te yaptığımız bir araştırmada 122 meme ca hastasının %50’ si tamamlayıcı tedavi kullanıyordu. (Kalender ME, et al. Depression, anxiety and quality of life through the use of complementary and alternative medicine among breast cancer patients in Turkey. Journal of Cancer Research and Therapeutics. 2014;10(4): 962-966)
  • Tümör kontrolünde bilinen etkileri yok.
  • Bilinçsiz kullanılırsa hastaya zararlı olabilir.
  • Bazı hastalar doktorunu bilgilendirmeden kullanabiliyor.

Tamamlayıcı tedaviler kullanırken dikkat edilmesi ve üzerinde durulması gereken faktörler şunlardır:

  1. Bu yöntemi başka hastalar da kullanıyor mu ?
  2. Bilinen yan etkileri var mı ?
  3. Bu tedavinin yönetimini kim takip edecek ?
  4. Maliyeti ne kadar ?
  5. Bu tedavi yöntemini SGK karşılıyor mu ?
  6. Bu tedavideki amaç nedir ?
  7. Bu yöntem mevcut konvansiyonel tedaviyi etkileyecek mi?
  8. Uygulayan merkezin deneyimi ve kalifikasyonu ?

Tüm bu faktörleri göz önüne alarak ve mutlaka doktorla konuşularak standart kanser tedavisi yanında tamamlayıcı tedavi yöntemlerine karar verilmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Önce sizlerden gelen yorumlar:

Yorum 1: Hocam şehir efsaneleri hep böyle başlar,Şeker ve Kanserin ilacı bulundu diye,Ama ben inanıyorum ki beş on yıl içinde pek çok şeyde değişiklik yaşanacak,Teknolojinin son derece hızlı gelişmesi ile.

Yorum 2: Cok güzel bir konuya deginmişsin abim. Evet cok merak edilen bir konu acıkcası sonucu sabırsızlıkla bekleyeceğim fikrim ise ilaç firmaları henüz stoklarındaki ilaçları tüketmedikleri için kanser ilaçını piyasaya cıkarmıyorlar ülkemizde insan degeri malesef ucuz üzülerek söylüyorum inanıyorum.

Yorum 3: Olabilir bence.

Yorum 4: Dünyada kanserden hayatını kaybeden bir çok siyasetçi, bilim insanı vs. Var. Eğer gerçekten ilaç bulunmuş olsaydı bu insanlara gizlice verilir ve “kanseri yendi” şeklinde lanse edilirdi. Kaldı ki eğer böyle bir şey olsaydı o ilaçların ücreti ne olursa olsun alınırdı. Tüm servetini bu hastalığın çaresine harcayacak çok kişi var, dolayısıyla bu fırsatı hiçbir ilaç fırsatı kaçırmaz. Sonuç olarak böyle bir şeye inanmıyorum.

Benim yorumum: Çoğu insanın komplo teorisyeni ve uzmanı olduğu göz önüne alınınca bu görüş teorik olarak mümkün bir görüştür. Ama insani degerler, etik kaygılar, piyasaya sürülmesi ve pazarlanması ile ülkelerin borçlarını bile tamamen silecek kadar ciddi kazançlar getirebilecek böyle bir ilacın gizleneceğini düşünmüyorum.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Kanser hastalığında o kansere özgü birkaç bulgu dışında genellikle bir çok hastalıkta da görülebilen benzer bulgu ve şikayetler ortaya çıkabilir. Bazen hastalığın erken dönemlerinde bile bulgular ortaya çıkabilir, bazen geç dönemlere kadar ciddi bir bulgu, şikayet gelişmeyebilir.

Akciger kanserinde gelişebilen bulgu ve şikayetler şu şekilde olabilir:

  1. Direk akcigerde gelişen kitleye bağlı şikayet ve bulgular: Öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, ses kısıklığı, siyanoz (morarma), çabuk yorulma, yetersiz oksijenlenme nedeniyle hızlı soluk alıp verme,….
  2. Kanserin başka organlara yayılmasına bağlı şikayet ve bulgular:

Karaciger: Karacigerde büyüme, sarılık, çay rengi idrar,…

Kemik: Ağrı, kırık, omurgada çökme olursa kuvvet kaybı, idrar tutamama,….

Beyin: Başağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, nöbet geçirme, felçlik, şuur kaybı,….

Plevra zarı: Gögüs kafesinde sıvı toplanması, nefes darlığında artış,….

Kemik iliği: Kansızlık, kanama,….

Parmak: Çomaklaşma (Hipokrat Parmağı)

  1. Kansere özgün olmayan bulgu ve şikayetler: Kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, tümör ateşi…..

Bu semptom, bulgu ve şikayetler listesi daha da uzatılabilir. Gelişebilen bulguların çoğu özgün bulgular olmadığı için yeni ortaya çıkan farklı şikayetleri çok dikkatli şekilde değerlendirmek gerekir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Komşum da benim gibi meme kanseri ameliyatı oldu. Ona akıllı tedavi uygulandı. Bana neden uygulanmadı ?

Komşum da benim gibi meme kanseri ameliyatı oldu. Ona akıllı tedavi uygulandı. Bana neden uygulanmadı ?

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser tipidir. Farklı tedavi seçenekleri vardır; cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi, hormonoterapi, palyatif destek tedavisi, vb şeklindedir. Cerrahi girişim çok farklı amaçlarla uygulanabilir; tanı amaçlı biyopsi, tedavi amaçlı cerrahi girişim (Mastektomi, lenf nodu disseksiyonu gibi), destek amaçlı cerrahi girişim (metastaza bağlı kemik kırıklarının tedavisi, omurga çökmeleri için stabilizasyon ameliyatları gibi).

Tedavi planlanırken bir çok faktör dikkate alınır: Hastanın yaşı, grad, evre, hormon reseptör durumu, HER2 durumu, lenf nodu tutulumu, Ki-67 indeksi, eşlik eden hastalıklar vs,. Hastanın tedavi planında bu durumların çok farklı kombinasyonları görülebilir ve bu sonuçlara göre farklı tedavi seçenekleri gündeme gelebilir. Örneğin ameiyat olmuş erken evre meme kanserli bir kadında sadece hormon reseptör durumu ve HER2 durumuna göre oluşabilecek kombinasyonlara örnek olarak: ER(-), PR(-), HER2(-); ER(+), PR(+), HER2(-); ER(+), PR(+), HER2(+); ER(-), PR(-), HER2(+), vb gibi. Her farklı kombinasyonda farklı tedavi planlaması yapılır.

HER2 pozitif meme kanserli kadınlara, hücre yüzeyinde bulunan bu reseptöre bağlanarak etkisini gösteren Trastuzumab isimli ilaç uygulanır. Hedefe yönelik tedavi olduğu için halk arasında akıllı tedavi olarak ifade edilir. HER2 negatif ise bu ilaç uygulanmaz. Onun için meme kanseri tedavisinde farklı uygulamalar yapılabilir.

(ER: Estrogen reseptörü, PR: Progesteron reseptörü).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kolon Kanseri Taraması Kimlere Ve Nasıl Yapılır ?

Kolon Kanseri Taraması Kimlere Ve Nasıl Yapılır ?

Kolon kanseri 2017’ de yayınlanan son kanser istatistiklerine göre erkeklerde ve kadınlarda görülen 3. en sık kanser tipidir. Kansere bağlı en sık ölüm sebepleri içinde kadınlarda 3. sırada (1. Akciger, 2. Meme), erkeklerde ise 2. sırada (1. Akciger) yer almaktadır.

Yapılan araştırmalara göre kolorektal kanserlerde tarama yöntemleri ile erken tanı ve polipektomi (kanser önlenmesi) ile kolon kanserine bağlı ölüm oranlarında %30-80 azalma gözlenmiş.

Kolon kanseri tarama için şu yöntemler kullanılabilir:
1. Kolonoskopi
2. Fleksibl Sigmoidoskopi
3. Çift Kontrastlı Baryum Enema
4. BT Kolonografi
5. Gaitada Gizli Kan (İmmünokimyasal, Guaiac yöntemi-H2O2)

Kolon kanseri taraması için öneriler:
Normal Riskli İnsanlar (50 yaş ve üstü, kolonda adenom yok, inflamatuvar barsak hastalığı öyküsü yok, ailede kolon kanseri öyküsü yok.)
50 yaşından itibaren
• Yılda bir defa: Gaitada gizli kan
Bununla birlikte;
• 10 yılda bir: Kolonoskopi.
Veya
• 5 yılda bir: Sigmoidoskopi.
Veya
• 5 yılda bir: BT Kolonografi.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Franz Kafka’ nın Dönüşüm (“Die Verwandlung”) kitabındaki “Gregor Samsa bir sabah tedirgin düşlerden uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş buldu” metamorfozuna atıf yaparak kahramanımıza “SANSA” ismini vereceğim.

Kardeşleri ile birlikte olağan hayatına devam ederken, Sansa‘ da çeşitli sebeplere (karsinojen maddeler, kimyasal toksik maddeler, virüsler, alkol, sigara, vb) bağlı olarak bazı değişiklikler meydana gelmeye başlar (MUTASYON). Kendi başına takılmaya, değişik davranışlar sergilemeye başlar. Bir süre sonra da kardeşlerinden farklı olarak sınırsız şekilde çoğalmaya ve daha fazla yer kaplamaya başlar. Kardeşleri ona KANSA ismini takarlar. Köken olarak kendilerine yakın olduğundan dolayı çok fazla müdahale de etmezler.

Kansa büyüdükçe besin ihtiyaçları da artar ve yeni beslenme kaynakları gerekir. Yeni kaynaklar bulması ve bunlara ulaşabilmesi için belli donanımları kazanması gerekir. Beslenme problemini çözmek için kendisine özel gıda takviye yolları döşemeye başlar (ANJİOGENEZ). Büyümeye devam ettikçe içgüdüleri onu yuvadan ayrılmaya, daha rahat yaşam alanları bulmaya sevkeder. Kendi yavrularından bir kısmı bu sebeple yuvadan ayrılır (DETACHMENT).

Kansa evden ayrıldıktan sonra tünel şeklindeki iyi korunaklı ana ulaşım yoluna ulaşabilmesi için tali yola tutunması ve bir süre yol alması gerekir (ATTACHMENT). Tünele ulaştığında yol ile arasında sağlam bir duvar vardır. Bu sağlam duvarı delmesi (PROTEOLİZ) ve aşması (HÜCRE MİGRASYONU) gerekir. Bu duvarı aşıp tünel içindeki ana ulaşım yoluna çıktığında yolun her yeri kendisine düşman olan ve onu yok etmek isteyen yabancılarla doludur. Yoluna devam edebilmesi için bunlara yakalanmaması, tanınmaması ve yakalanırsa kendini savunabilmesi gerekir (İNTRAVASKÜLER FAZ).

Kansa ana ulaşım yolunda ilerlerken yeni bir yerde, yeni bir hayat kurabilmek için kendisine tanıdık gelen yerler aramaya başlar. En uygun yeri bulduğunda anayoldan çıkmak için yine aynı tünelin sağlam duvarını aşıp dışarı çıkması gerekir (EKSTRAVAZASYON). Duvarı aşıp dışarı çıkınca Kansa bir süre yol aldıktan sonra (HÜCRE MİGRASYONU) kendisine en uygun yerde bulunan yeni yuvasına ulaşıp oraya yerleşir. Yerleştikten sonra yeni yuvasında, kendine yeni bir hayat kurarak çoğalıp büyümesine devam eder (METASTAZ).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri çoğalıp tümör dokusu büyüdükçe, bir süreçten sonra başka organlara yayılırlar (metastaz). Metastaz yapma süreci tümör dokusu henüz gözle görülemeyecek kadar çok küçük boyutlardayken bile gerçekleşip yayıldığı organlarda klinik bulgulara sebep olabilir.

Farklı kanser tipleri sıklıkla farklı organlara metastaz yapabilirler. Bazı kanser tiplerinde ise, özellikle kanserin geliştiği organla anatomik olarak ilişkili olmayan bazı organlara metastazlar gözlenir (Metastaz-Organ Tropizmi). Örneğin akciğer kanserinde; böbreküstü bezi, uveal malign melanomda; karaciger, invaziv lobüler meme kanserinde; periton metastazı daha fazla görülür.

Bazı kanser tiplerinin metastazları özellikle bazı organlarda niçin daha sık görülür sorusu akla gelmektedir. İnsanlar hiç bilmediği bir şehir veya ülkeye yaşamak için gittiği zaman yaşam yeri olarak öncelikle hemşerilerinin veya akrabalarının bulunduğu yerleri tercih ederler. Dayanışma ve yardımlaşma ile işleri daha kolay halledilir, tehlikelerden korunur, hayatı nispeten kolaylaşır. Kanser hücreleri de metastaz gibi uzun ve zorlu bir yolculuğa çıktıkları zaman yerleşeceği organları seçerken o dokulardaki çeşitli faktörler, mikroçevre, reseptörler vs gibi farklı etkenlerle kendisine tanıdık gelen organları tercih etmektedir. Muhtemelen kanser hücreleri kendisine daha yakın bulduğu (hemşeri gibi) o dokulara yerleşip işleri kolaylaştığı için yabancılık çekmeden, zarar görmeden kolaylıkla ve hızla büyümeye devam etmektedir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Elektronik sigara ile normal sigara arasında fark var mıdır, hangisi daha zararlıdır ?

Son yılların çok tartışılan konularından biri olan elektronik sigara (e-sigara), ilk defa 2004’te Çin’ de icat edilmiştir ve kullanımı giderek artmaktadır. Bu konuda en çok merak edilen konular sigara bırakmaya gerçekten yardımcı olmakta mıdır ? Sigaradan daha mı az zararlıdır? Kansere sebep olabilir mi ?
• Elektronik sigaraların çoğu bir kartuş, bir pil ve bir de püskürtec içerir. Kartuşta değişik konsantrasyonlarda nikotin bulunmaktadır.
• Sigara bıraktırma konusunda net bir delil ve bilgiye sahip değiliz.
• Elektronik sigaraların kimyasal içeriklerinin uzun dönem etkilerinin nasıl olacağı henüz bilinmemektedir.
• Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)’ nin iki popüler elektronik sigara markasında yaptığı analizde bu marka e-sigaraların nikotin ve kanserojen zehirli kimyasallar (formaldehit, asetaldehit) içerdikleri saptanmış.
• Başka bir araştırmada elektronik sigaraların toksik seviyelerde nikel ve krom gibi bazı ağır metaller içerdikleri bulunmuş.
• Elektronik sigarada kullanılan ana madde sıvı nikotindir. Nikotinin zararsız olduğu yönünde düşünceler varsa da uzun süreli nikotin maruziyeti ile gen mutasyonları tetiklenebilir.
Sonuç olarak; elektronik sigaraların güvenliği ve etkinliği konusunda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Elektronik sigaralar standart sigaralar kadar zararlı maddeler içermese de nikotinin yanması sonucu ortaya çıkan maddelerin (katran gibi) zararsız olduğu söylenemez.
Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Bana kemoterapi uygulandı. Saçlarım dökülmedi. Kemoterapinin bana faydası olmadı mı?

Kemoterapi uygulandıktan sonra bazı hastaların aklına buna benzer sorular gelebilmektedir. “Bir tanıdığıma kemoterapi uygulanmıştı, onun saçları dökülmüştü, ama benim saçlarım dökülmedi. Ben tedaviden fayda görmedim mi, bana faydası daha az mı oldu ?”.

Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini etkiledikleri gibi vücuttaki normal dokuları da etkileyebilmektedir ve kanser hücreleri ile birlikte vücutta en hızlı bölünen ve yenilenen hücreler en fazla etkilenirler. Bunlar deri, kemik iliği ve sindirim sistemi hücreleridir. Kemik iliği etkilendiği zaman anemi ve/veya lökosit sayısında azalma ve/veya trombosit sayısında azalma görülebilir. Sindirim sisteminde ağız yaraları, mukozit, ülser, gastrit, ishal, vb yan etkiler gelişebilir. Deride ise en çok bilinen şekli ile saç dökülmesi meydana gelebilir.

Her insanda farklı derecelerde yan etkiler gelişebilir. Farklı sistemlerde farklı yan etkiler gelişebilir. Saç dökülmesi de kemoterapinin bir yan etkisidir. Her insanda gelişmeyebilir veya farklı derecelerde saç dökülmeleri olabilir. Her uygulanan kemoterapi protokolü de saç dökülmesi yapmayabilir.

Sonuç olarak saç dökülmesi kanser tedavisi etkinliğinin bir göstergesi değildir. Her insanda farklı derecelerde ve uygulanan kemoterapi protokolüne göre gelişebilen bir yan etkidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser hastalığım ne zaman başlamıştır ?

Kanser hastalarının bazısından “ben 1 yıl önce doktora gitmiştim, kan tahlillerim, filmlerim çekilmişti ve hiçbir şey saptanmamıştı. Benim hastalığım ne zaman başlamıştır ?” ifadelerini duyarız. Bu sorunun kesin cevabını vermek çok zor, ancak tahmini şeyler söylenebilir.

Kanserin tek bir hücre ile başladığı kabul edilir. Kanser hücreleri kontrolsüz şekilde bölünerek ve sayıları her bölünmede iki katına çıkarak (teorik olarak hiçbir kanser hücresi ölmezse) kitlenin büyümesine sebep olurlar. 1, 2, 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256,……… şeklinde. Kitle büyüklüğü 1 cm olduğunda tahminen 1 milyar hücreye tekabül eder ve bu sayıya ortalama 30. Hücre bölünmesinde ulaşır. Her kanser hücresinin ikiye bölünme süresi farklı olduğu için farklı kanser tipleri farklı sürelerde aynı büyüklüğe (tümör yükü) ulaşırlar. En agresif tümörlerden biri olan tiroid anaplastik kanser haftalar içinde gözle görülebilir hale gelebilirken, başka bir kanser tipi olan cilt kanseri (deri skuamöz hücreli kanser gibi) deride bulunduğu yerde yıllarca iyileşmeyen veya tekrarlayan yara şeklinde olabilir.

Sonuç olarak bu süre her kanser tipi için farklı olduğundan dolayı hastalık başlangıcı için kesin bir süre söylemek çok zordur ve farklı doktorlar tarafından tahmini olarak farklı süreler söylenebilir (3 ay, 6 ay, 1 yıl, gibi).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Randevu Al

TELEFON

444 59 17