Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Kanser hastalığında o kansere özgü birkaç bulgu dışında genellikle bir çok hastalıkta da görülebilen benzer bulgu ve şikayetler ortaya çıkabilir. Bazen hastalığın erken dönemlerinde bile bulgular ortaya çıkabilir, bazen geç dönemlere kadar ciddi bir bulgu, şikayet gelişmeyebilir.

Akciger kanserinde gelişebilen bulgu ve şikayetler şu şekilde olabilir:

  1. Direk akcigerde gelişen kitleye bağlı şikayet ve bulgular: Öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, ses kısıklığı, siyanoz (morarma), çabuk yorulma, yetersiz oksijenlenme nedeniyle hızlı soluk alıp verme,….
  2. Kanserin başka organlara yayılmasına bağlı şikayet ve bulgular:

Karaciger: Karacigerde büyüme, sarılık, çay rengi idrar,…

Kemik: Ağrı, kırık, omurgada çökme olursa kuvvet kaybı, idrar tutamama,….

Beyin: Başağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, nöbet geçirme, felçlik, şuur kaybı,….

Plevra zarı: Gögüs kafesinde sıvı toplanması, nefes darlığında artış,….

Kemik iliği: Kansızlık, kanama,….

Parmak: Çomaklaşma (Hipokrat Parmağı)

  1. Kansere özgün olmayan bulgu ve şikayetler: Kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, tümör ateşi…..

Bu semptom, bulgu ve şikayetler listesi daha da uzatılabilir. Gelişebilen bulguların çoğu özgün bulgular olmadığı için yeni ortaya çıkan farklı şikayetleri çok dikkatli şekilde değerlendirmek gerekir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Onkoloji Uzmanlarının Hastalarına Kesinlikle Söylememesi Gereken 7 Şey

(“Cancernetwork”, “home of ONCOLOGY journal” dan)

1. Korkarım ki kötü haberlerim var.

2. Bu hastalık başladığında doktora başvurmaman için bazı sebeplerin mi vardı?

3. Destek ve ek tedavilere harcadığın paranı israf ediyorsun.

4. Yaşadığın yerden (şehir, köy, vs) ayrılmanı istemiyorum.

5. Eğer sigara kullanmasaydın bütün bunlar başına gelmeyecekti.

6. …… kadar ay ömrün kaldı.

7. Bu tedavi seni hastalandırmayacak, genel durumunu bozmayacak.

ZERDEÇAL ve TEDAVİDE KULLANIMI

Bilimsel ismi “Curcuma Longa”, bunun dışında yaygın kullanılan isimlerinden bazıları Hint safranı, “curcumin”, “jiang huang” olan zerdeçalın tıbbi öyküsü yaklaşık olarak 5000 yıl öncesine dayanmaktadır. Geleneksel tıpta daha çok yara iyileşmesi ve mide problemleri için kullanılmaktadır. Yapısında bulunan rizom ise bazı ülkelerde kozmetik maddelerde veya baharat olarak yemeklerde renklendirici olarak kullanılmaktadır.

Zerdeçal hafızayı güçlendirmek, artrit ve kanser önlemede kullanılmak üzere bir çok alanda pazarlanmaktadır. Farklı biyolojik etkileri keşfedildikçe, zerdeçalın potansiyel olarak kanser dahil bir çok ciddi hastalık tedavisinde de kullanımı araştırılmaktadır.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda zerdeçalın bazı biyoaktif bileşikler içerdiği gözlenmiş.

Bu nedenle yapılan araştırmalarda zerdeçalın nöron koruyucu, antiinflamatuvar, immün sistemi düzenleyici, kimyasal maddelerin zararlarına karşı koruyucu, zayıf fitoöstrojen, kemoterapi ve radyoterapiye duyarlılığı arttırıcı etkileri olduğu  gözlenmiş.

Kanser alanında yapılan zerdeçal araştırmalarına örnek olarak şu çalışmalar verilebilir:

  1. Kalın barsak kanserlerinde hastalara ameliyat öncesi dönemde oral zerdeçal kullanılması ile kaşeksi (ciddi kilo kaybı) ve genel sağlık durumlarında düzelme gözlenmiş.
  2. Yapılan faz 2 bir çalışmada ileri evre pankreas kanserli 21 hastada oral zerdeçal uygulanması ile 2 hastada fayda gözlenmiş.

Zerdeçal için etki mekanizması olarak tümör nekroz faktör-alfa (“TNF-Alpha”) konsantrasyonunu düşürerek bu etkinliği gösterdiği düşünülmektedir.

Etkili tedavi potansiyeli nedeniyle çalışmalar devam etmesine karşılık zerdeçalın barsaklarda emilimi çok iyi değildir. Nanopartikül uygulamaları, lipozomal zerdeçal formülasyonları ve karabiberde bulunan bir alkaloid olan “piperin” ile eşzamanlı kullanımı ile biyoyararlanımı artabilmektedir.

YAN ETKİ olarak alerjik dermatit, ürtiker, geçici atrioventriküler blok gelişebilir.

İlaç etkileşimleri: Sitokrom P450 enzim sistemleri üzerinden bazı ilaçların metabolizmalarını etkileyebilir.

  • Antikoagülan/antiagregan ilaç kullanan hastalarda kanama riskini arttırabilir.
  • Laboratuar ortamında meme kanseri hücre kültürlerinde ADRİAMİSİN ve “camptothecin” (İRİNOTEKAN, TOPOTEKAN)’ nın indüklediği apoptozisi (hücre ölümü) inhibe ederek etkinliğini azalttığı gözlenmiş.
  • Hayvan çalışmalarında zerdeçal kullanımı ile SİKLOFOSFAMİD’e bağlı tümör boyutunda gerileme etkinliğinin inhibe olduğu gözlenmiş.
  • Norfloksasin öncesi zerdeçal kullanımı ile ilacın metabolizmasının etkilenebiliyor.

Özet olarak zerdeçalın antiinflamatuvar etkilerinin olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte kanser hastalarında kullanımı sırasında kemoterapi ilaçları ile oluşabilecek etkileşimler yönünden dikkatli olunmalıdır.

(“ASCO Post” Gary Deng ve Jyothirmai Gubili tarafından yazılan derlemeden faydalanılmıştır).

Bütün Kanser Hastalarında AĞRI Şikayeti Olur mu?

Kanser hastalarının ve yakınlarının en ciddi endişelerinden biri de hasta için ağrı şikayetidir. Bu endişelerini “hastamız çok ağrı çeker mi?, hastalığın son döneminde şiddetli ağrı şikayeti olur mu?” şeklinde sorularla ifade ederler.

Kanser hastalarının özellikle metastatik evrede %50’ den fazlasında, hastalığın son dönemlerinde ise %80-90 oranında ağrı şikayeti olduğu tahmin edilmektedir. Bu oranlar ve genel gözlemler göstermektedir ki tüm kanser hastalarında ağrı şikayeti olacaktır diye bir şey yoktur.

Kanser ağrısı hastalığın başladığı ve metastaz yaparak yayıldığı organlara göre farklı şiddetlerde gelişebilir. Bazen kanser çok yaygın olduğu halde bulunduğu organlar ağrı hissine sebep olmadığı için ağrı şikayeti olmayabilir (yaygın karaciger metastazı yapmış safra yolları tümörü gibi). Bunun tam tersi bir durum olarak bazı kanserler geliştiği yerden dolayı veya metastaz yaptığı organdan dolayı çok yaygın olmadığı halde erken dönemde bile ağrıya neden olabilir (kemik tümörleri, kemik metastazı, pankreas kanserinin sinir invazyonu gibi).

Kanser ağrısı hem tıbbi hem de psikososyal değişkenlerden etkilenir. Hastanın bildirdiği ve şikayetçi olduğu ağrı gerçek kabul edilmelidir. Ağrı sadece hastayı etkilemez, aynı zamanda hastanın ailesini de etkiler.

Sonuç olarak tüm kanser hastalarında ağri şikayeti gelişmeyebilir. Ancak tüm kanser hastaları ağrı yönünden dikkatli sorgulanmalıdır. Ağrının şiddeti ve sebebi araştırılıp, hastanın tıbbi ve psikososyal durumuna göre uygun tedavi düzenlenmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Taraması Nedir Ve Niçin Yapılır ?

Kanser tarama proğramlarında amacımız henüz tümör klinik bulgusu, semptomu yok iken erken ve tedavi edilebilir dönemde tümörü yakalamaktır. Tarama yapılan kanser türünde erken tanı ve tedavinin hastanın sağkalımına (yaşam süresi) katkısı olmalıdır.

Bunun için çok pahalı olmayan yöntemler kullanarak çok sayıda insanı kanser yönünden taramak hedeflenir. Meme, kolorektal gibi birçok kanser türünde tarama proğramları ile bu kanser tiplerine bağlı ölüm oranlarında azalma gözlenmiştir.

Bu sebeple ülkeler kendi ekonomik güçleri ve sağlık politikalarına göre farklı ulusal kanser tarama proğramları oluşturmuşlardır. Bu amaçla meme, barsak, rahim ağzı (serviks), prostat, akciger kanseri için ve genetik anomalilere göre farklı kanser tarama proğramları önerilmiştir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender.
Onkoloji Uzmanı

Kanser Takip ve Tedavisinde İhmal Edilebilen Bir Konu: BESLENME

Kanser hastalarında beslenme bozukluğu sık görülür. Kanserin tipi, evresi ve yerine göre değişiklik gösterebilir. Beslenme bozukluğu yeni tanı konmuş bir kanser hastasında %50 oranında olabilirken, ileri evrede %75’ den fazla olabilir. En ciddi kilo kaybı pankreas ve mide kanserlerinde yaklaşık %85 oranında görülür. Tedavi öncesi gelişen kilo kaybı kötü prognoz ile ilişkilidir.

Kanser hastasında kanser hastalığının kendisi ve uygulanan tedaviler beslenme bozukluğuna yol açabilir. Kanser hastasının beslenmesini şu semptomlar olumsuz etkileyebilir ve bu semptomlar varsa tedavisi için hemen müdahale edilmelidir:

  • Ağrı, yutma güçlüğü, ağız kuruluğu
  • Yemek borusu, mide, barsak tıkanıklığı, nefes darlığı
  • Hıçkırık, halsizlik, güçsüzlük
  • Ağız yarası, halsizlik, bulantı, kusma
  • İshal, kabızlık
  • Duygu durum bozukluğu
  • İştah azalması,…….

Yeterli ve uygun beslenme ile:

  • Beslenme bozukluğu ve kilo kaybı önlenebilir,
  • Hayat kalitesinde artma sağlanabilir,
  • Tedavinin etkinliği güçlendirilebilir,
  • Tedavinin yan etkileri azaltılabilir,
  • İnfeksiyon oranları, hastanede kalış süreleri kısaltılabilir,
  • Tedavi toleransı ve immün yanıtta artma sağlanabilir.

Beslenme planlanırken mümkün ise her zaman ağızdan beslenme yolu tercih edilmelidir. Çünkü ağızdan beslenme:

  • Fizyolojiktir,
  • Hasta kendini psikolojik ve sosyal yönden iyi hisseder,
  • Yemek yeme sosyal aktivitesinden mahrum kalmaz,
  • Barsak epitel hücreleri diffüzyonla beslendiği için onların beslenmesi de sağlanmış olur,
  • Barsak florası korunur,
  • Barsaklarda bakterilerin aşırı çoğalması önlenir.
  • Beslenme planlaması yapılırken sadece hastalığa degil, hastaya da özgü olmalıdır.

Beslenme planlanırken şunlara dikkat edilmelidir;

  1. Hastanın o anki beslenme durumu dikkatle değerlendirilmelidir.
  2. Tümörün tipi ve evresine dikkat edilmelidir.
  3. Kanser tedavisinin gelişebilecek ve gelişmiş yan etkileri dikkate alınmalıdır.

Ekipte tıbbi onkoloji uzmanı yanında, beslenme hemşiresi ve diyetisyenler de aktif rol almalıdır. Hastanın fikri ve rızası mutlaka alınmalıdır.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserden Korunmak İçin Öneriler

Kanser gelişiminde rol oynayan risk faktörlerine göz atacak olursak bunların bir kısmı değiştirilebilir, bazıları da değiştirilemez faktörlerdir.

  • Yaşam stili (kişinin beslenme şekli, egzersiz, sedanter yaşam, alkol, vb)
  • Sigara kullanımı. Sigaranın akciğer, ağız-boğaz boşluğu, yemek borusu, mide, pankreas, kalın barsak, mesane, kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri ile ilişkili olduğu bilinmektedir.
  • Çevresel maruziyet (etraftaki insanların içtiği sigaraya maruziyet, çevre kirliliği, yaşadığı ortamın fiziki şartları, asbest iş ortamı vb)
  • Genetik yapı veya ailesel kanser öyküsü varlığı
  • Başka bir hastalık veya medikal problem varlığı (Hepatit B, Hepatit C, HPV, vb)

Tüm bunlara karşılık kanser gelişimine karşı korunmak için şu önerilerde bulunulabilir:

  1. Aşırı kilodan ve yaşın artması ile birlikte kilo artışından sakınmak,
  2. Günde ortalama 30 dakika hafif-orta düzeyde fiziksel aktivitede bulunmak. Yüzme, koşu, bisiklet, vs,
  3. Günde en az 5 ölçek sebze veya meyve tüketmek,
  4. Yağ tüketimini azaltmak ve günlük enerji ihtiyacının %30’undan azının yağlardan oluşması,
  5. Orta düzeyde kırmızı et (özellikle yağsız) ve süt ürünleri tüketerek günlük protein ihtiyacının karşılanması (alternatif protein kaynağı olarak balık, kümes hayvanları, fındık, baklagiller tüketilebilir),
  6. Daha az rafine edilmiş veya işlem görmüş un ve unlu mamulleri tüketmek,
  7. Tuzlanarak kurutulmuş, tütsülenmiş gıdaları yememek,
  8. Alkol tüketimine son vermek veya iyice azaltmak.
  9. Sigarayı bırakmak.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserde Destek Tedavisi YAS Döneminde de Devam Etmelidir

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Palyatif Bakım tanımı şu şekildedir: “Ağrı, fiziksel, psikososyal ve ruhsal sorunların erken tanı, detaylı değerlendirme ve tedavisi yoluyla acının önlenmesi veya azaltılmasını sağlayarak hayatı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya gelen hasta ve yakınlarının hayat kalitesini arttıran bir yaklaşımdır”.

Kanser tedavisinde amaç sadece hastalığı tedavi etmek, kemoterapi-radyoterapi uygulamak, ölümü engellemek veya geciktirmek değildir. Bunların yanında hastanın ömrü boyunca konforlu ve rahat bir hayat yaşamasının sağlanması, hayat kalitesinin yüksek olması sağlanmalıdır. Hastalık, tedavi veya diğer sebeplere bağlı olarak hasta konforunu bozan ağrı, beslenme, psikososyal sorunlar da giderilmelidir.

Destek tedavisi hastaların yanında, ailelerinin de semptom kontrolü, psikososyal ve ruhsal ihtiyaçlarına cevap verilmelidir.

Soru: Kanserde palyatif destek ne zaman yapılmalıdır?

Cevap: Tanı konulmasından itibaren, tüm tedavi-takip sürecini, ölüm sürecini ve yas dönemini de kapsamalıdır.

Soru: Kanserde palyatif destek nerede yapılabilir?

Cevap: Ev, hastane, hospis, bakım evi, gibi uygun olan her yerde yapılabilir.

Kanser Destek Tedavisi ekibi tıbbi onkoloji uzmanı, algoloji uzmanı, cerrahi uzmanı, psikiyatri uzmanı, hemşire, beslenme destek ekipleri, vb bu konuda deneyimli bir ekipten oluşmalıdır.

Sonuç olarak; kanserde destek tedavisi tanıdan itibaren tüm tedavive takip süreçlerinde uygulanmalıdır ve en çok ihmal edilen YAS döneminde de devam etmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanser Tedavisinde Eşek Sütünün Yeri Var Mıdır ?

Son zamanlarda kanser tedavisinde eşek sütünün etkinliği konusunda çok sayıda sorular sorulmaktadır. Bazı hastaların kanser tedavisinde eşek sütü kullandığı ve iyileştiği şeklinde farklı rivayetler olduğu söylenmektedir.

Eşek sütünün bazı Afrika ve Asya ülkelerinde gıda olarak tüketildiği bilinmektedir. Ülkemizde de bazı şehirlerde eşek sütü imalatı için çok sayıda eşek çiftlikleri kurulmuştur.Eşek emzirme döneminde diğer süt hayvanları ile kıyaslandığı zaman daha az miktarda süt vermektedir. Aynı dönemde yavrusunu da beslemesi gerektiği düşünülürse miktar daha da azalmaktadır. Bu sebeple diger sütlere göre daha yüksek fiyatlarla pazarlanmaktadır.

“PUBMED” (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/) (Bilimsel Veri Tabanı) sitesinde “donkey milk and cancer” (eşek sütü ve kanser) yazıp taradığınız zaman 8 tane sonuç çıkmaktadır. Ancak bu sonuçların hiç biri eşek sütünün kanser tedavisindeki etkinliği ve tamamlayıcı tedavi olarak kullanılması hakkında değildir. Günümüzde eşek sütünün kanser tedavisindeki etkinliğini gösteren hiçbir bilimsel çalışma yoktur.

Eşek sütü hakkında kanıta dayalı yeterli çalışma olmadığı için mevcut uygulanan tedaviyi nasıl etkilediğini, kanser ve tedavisi üzerine olumsuz etkilerinin olup olmadığını, kullanılan ilaçların vücuttan atılımını etkileyip etkilemediğini, uygulanan ilaçların yan etkilerini arttırıp arttırmadığını bilmiyoruz.

Sonuç olarak, eşek sütü hakkındaki bilgilerin çoğu kişilerin beyanına ve ifadelerine dayanmaktadır. Kanser tedavisinde, destek ve tamamlayıcı tedavide kullanımına ilişkin herhangi bir güvenilir araştırma ve yeterli bilimsel kanıt yoktur. Dünyada ve ülkemizde önde gelen “kanser tedavi ve destek tedavi kılavuzları”nın hiç birinde yer almamaktadır. Elimizde yeterli bilimsel kanıt olmayan bu durum için minik ve sevimli sıpaların da başlıca gıdalarına ortak olmayalım ve onları aç bırakıp gelişimlerine engel olmayalım.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser ve Akupuntur

Akupuntur antik bir Çin tedavi yöntemidir. Geçmişi 5000 yıldan eskiye dayanan akupunturun Türkler tarafından icat edilen bir tedavi yöntemi olduğu ancak daha sonra Çinliler tarafından öğrenilip geliştirildiği söyleniyor. Bu konuda günümüze ulaşmış en eski kaynak MÖ 200 yılında Huang Di Nei Jing tarafından Çince yazılmış olan “Sarı İmparator’un İç Hastalıkları Klasiği” isimli kitaptır ve bu kitapta 282 farklı akupuntur noktası tarif edilmiştir. Akupuntur ülkemize 1950’ li yıllarda Kayır Doy isimli Kafkasyalı bir doktor ile girmiştir ve hastalarını akupuntur ile tedavi etmiştir.

Akupuntur kanser ve kanser dışı bir çok hastalık ve problemde farklı amaçlarla kullanılabilmektedir. Uygulayan kişi yeterince deneyimli ise ve iğneler steril ise güvenli bir yöntem olarak bilinmektedir. Ancak hasta antikoagülan kullanıyorsa veya sitopeni (kan değerlerinde düşme) varsa güvenli olmayabilir, enfeksiyon, kanama, vb problemlere sebep olabilir. Teknik olarak bu konuda deneyimli uzman tarafından bu iş için özel olarak dizayn edilmiş steril ince iğneler “accupoints” olarak adlandırılan hassas tetik noktalara batırılır.

Akupunturun kanserde kullanım alanlarını ve etkinliğini araştırmak için çok sayıda çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bir çalışmada kanser hastalarında akupuntur kullanım oranı %5 olarak saptanmış (Cui Y et al. Breast Cancer Res Treat 85;263-270:2004).

Kanser ağrısında akupunturun etkinliğinini araştıran yüzlerce çalışma yapılmış ancak ağrı kontrolü konusundaki etkinliği tam net değildir ve bu çalışmaların dizaynı genellikle iyi yapılmamış.

Kanser ağrısı kontrolünde akupuntur etkinliğini araştıran 15 randomize çalışmanın değerlendirildiği bir derlemede kanser hastaları analjezik (ağrı kesici) uygulanan (1) ve  akupuntur ve analjezik birlikte (2) uygulanan hastalar olarak iki gruba ayrılmış. Bu çalışma sonucunda akupunturun kanser ağrı kontrolünde belirgin üstünlük göstermediği ancak akupuntur kolundaki hastalarda sıkıntılarının belirgin azaldığı gözlenmiş (Choi Ty et al. Support Care Cancer 20;1147-58:2012). Cerrahi girişim sonrası ağrı kontrolü için kullanılan opioid miktarını azaltabilir.

Akupuntur kanserde ağrı tedavisi dışında kemoterapiye bağlı bulantı-kusma kontrolünde yardımcı olabilir. Yayınlanan bir derlemede kusma sıklığını azalttığı ancak bulantının şiddetini etkilemediği gözlenmiş. Ayrıca ateş basmaları, halsizlik, anksiyete ve depresyon kontrolü için etkili olabilir.

Sonuç olarak: Kanserde akupuntur kemoterapiye bağlı bulantı-kusma, ateş basması, halsizlik, anksiyete ve kanser ağrısının kontrolünde yardımcı olabilir.

 

Doç. Dr. Mehmet Emin KALENDER

Kanserde Meditasyon, Yoga, Dua Ve Manevi Rahatlama

Kanserde tamamlayıcı tedavi yöntemleri uygulama yöntemlerine göre farklı gruplarda sınıflandırılır. Basit bir sınıflandırma ile değerlendirdiğimizde bu tamamlayıcı tedavi yöntemlerini 4 gruba ayırabiliriz:

  1. Dokunma tedavileri (“touch”): Aromaterapi, akupuntur, refleksoloji, masaj.
  2. Zihinsel tedaviler (“Mind body”): Meditasyon, hipnoz, Yoga, dua, vs.
  3. Konuşma terapileri: Teke tek veya grup şeklinde.
  4. Hayat tarzı değişimi: Sağlıklı diyet, düzenli egzersiz, vs.

Zihinsel tedaviler (“Mind body”) farklı millet ve dinlerde farklı yöntemler şeklinde uygulanabilir. İnsanlar inanç ve dinlerine göre dua, meditasyon, Yoga gibi farklı yöntemlerle manevi rahatlama sağlayabilir. Bu yöntemlerin etkinliğini araştırmak için çok sayıda çalışmalar yapılmıştır. Bu konuda yapılmış 9 farklı araştırmanın genel değerlendirmesinde ( meta-analizi), meme kanserli hastalarda bu tekniklerle stres, depresyon ve anksiyetenin azaldığı gözlenmiş (Zainal NZ et al. PSYCOONCOLOGY 22;1457-65:2013).

Bu yöntemlerin kanser nüks ve yaşam süresi üzerine katkısı gösterilememiş. Ancak hayat kalitesi iyileşmesi, stres, anksiyete ve ağrı kontrolünde faydalı olabilir.

Sonuç olarak bu yöntemler anksiyete, halsizlik, uyku problemi, stres ve ağrı kontrolünde katkı sağlayabilirler.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Tedavisinde Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri Ve Egzersiz

Kanser hastalığında milletlere, ülkelere ve kültürlere göre farklılık gösteren Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri uygulanmaktadır. Özet olarak başlıklar halinde bakacak olursak tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden bir kısmı şu şekilde sınıflandırılabilir:

• Dokunma tedavileri (“touch”): Aromaterapi, akupuntur, refleksoloji, masaj, vb.
• Zihinsel tedaviler (“Mind body”): Dua, Meditasyon, hipnoz, Yoga, vb.
• Konuşma terapileri: Teke tek veya grup şeklinde.
• Hayat tarzı değişimi: Sağlıklı diyet, diyete şifalı bitkiler eklenmesi, düzenli egzersiz, vb.

EGZERSİZ

1. Egzersiz; yürüme, koşma, yüzme, eğlenceli değişik sportif faaliyetlerdir.
2. Hem mental hem de fiziksel sağlık için faydalıdır.
3. Bazı kanserlerde yaşam süresini uzattığı gösterilmiş.
4. Metastazı olmayan meme kanserli 3000 kadında yapılan gözlemsel çalışmada haftada 3-5 saatlik yürüyüşe denk egzersiz yapan kadınlar ile egzersiz yapmayan kadınlar kıyaslanmış. Düzenli egzersiz yapan grupta meme kanserine bağlı ölüm riskinin anlamlı şekilde azaldığı gözlenmiş.
5. Başka bir gözlemsel araştırmada metastazı olmayan evre I, II ve III kalın barsak kanserli 573 kadın hastada düzenli yapılan egzersiz ile kansere bağlı ölüm riskinde belirgin azalma gözlenmiş.
6. Yapılan egzersiz süresinin araştırıldığı başka bir araştırmada haftada en az 6 saat düzenli egzersiz (yürüme, bisiklet, koşma, yüzme) yapan hastalarla haftada 1 saat egzersiz yapan hastalar kıyaslanmış. En az 6 saat yapan grupta diger gruba göre ölüm riskinde %50 azalma gözlenmiş.
7. Erkeklerde değişik kanser türlerinde egzersiz ile yaşam süresi arasındaki ilişki araştırılmış. Farklı kanser tanılı 1021 erkek hastada yapılan bir araştırmada; haftalık 3000 kalori yakacak kadar düzenli egzersiz yapan erkek hastalarda kansere bağlı ölüm riski en düşük saptanmış.
8. 3000 kalori harcanması haftada 5 gün süre ile günlük olarak yapılan 45 dakikalık yürüyüş veya hafif koşuya denk geliyor.

Sonuç olarak egzersiz;
• Kanser gelişme riskini azaltıyor,
• Kanserin nüks etme, tekrarlama riskini azaltıyor,
• Yaşam süresi üzerine faydası var.
• Hayat kalitesini arttırıyor.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

 

Kanser Hastalarında Şeker Tüketiminin Kanser Hücrelerini Beslediği Ve Çoğalttığı Doğru mu ?

Bir çok hasta ve hasta yakını kafasına takıldığı için buna benzer sorular sorabiliyorlar. Şeker, glukoz, karbonhidrat enerji kaynağı olduğu için kanser hücrelerini de besleyip çoğalmalarını kolaylaştırdığı akla gelebiliyor.

Bu konuda yapılmış hücre kültürü çalışmalarında glukoz kısıtlı ortamlarda, glukoz açlığının kanser hücrelerinin ölümüne sebep olduğu, bunun tersi durum olan yüksek konsantrasyonda glukoz içeren ortamın ise kanser hücrelerinin çoğalmasına sebep olduğu gözlenmiş. Burada dikkat edilmesi gereken şey bu çalışmanın insanda değil  hücre kültüründe yapılmış bir çalışma olduğudur.

Bu konuda insanda yapılmış ve şeker tüketiminin kanser hücrelerinin çoğalmasını hızlandırdığı, hastalığın ilerlemesine sebep olduğunu gösteren karşılaştırmalı bir çalışma yoktur. Bu konudaki şahsi görüşlerimden birisi de insan kendini aç susuz bıraksa bile kanser hücrelerinin kendi beslenmelerini farklı mekanizmalarla da sağlayabilirler.

Kanser hastalarına sıklıkla kemoterapi ve radyoterapi benzeri tedaviler uygulanır. Bu tedaviler sonrası hastaların ağız tadı bozulur, beslenme bozulur, kilo kaybı ve sonuçta vücut direncinin azalmasına sebep olur. Beslenirken yediğimiz gıdalardan zevk almamızı sağlayan maddelerden birisi de şekerdir.

Sonuç olarak: Aşırı şeker tüketimi ile aşırı kalori alınması sonucu fazla kilo alımına sebep olabilir. Aşırı kilo alımı da kanser dahil bir çok hastalığı tetikleyebilir. Sıfır şeker demiyoruz. Aşırı şeker içermeyen, ölçülü ve mümkün olduğunca doğal şekerler içeren diyet öneriyoruz.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Tedavisinde Standart Tedavi Yanında Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri

Kanser hastalığında tedavi  kararı verilirken birçok faktör göz önüne alınır. Kanserin özellikleri ve hasta ile ilgili değişik faktörler uygulanacak tedavi şeklininin belirlenmesini etkiler.

Kanser hastalığında uygulanan başlıca tedavi yöntemleri şunlardır:

  1. Konvansiyonel tedaviler: Cerrahi girişim, Kemoterapi, Radyoterapi, hormonoterapi, immunoterapi, vs.
  2. Klinik çalışma ve araştırma tedavileri.
  3. Tamamlayıcı tedaviler.
  4. Alternatif tedaviler.
  5. İntegratif tedaviler: Konvansiyonel tedaviler ile tamamlayıcı tedavilerin birlikte uygulanması.
  6. “Fraud” tedaviler: Sahtekar tedaviler. Bu tedavilerin bilimsel herhangi bir kanıtları yoktur. Bir kısmının etkin olmadığı gösterilmiş ve bir kısmı da hasta için zararlıdır. Bu tedavi yöntemlerinin tek dayanak noktası satıcıların tedavi konusundaki iddialı ifadeleridir.
  7. “Quackery”  tedaviler (Şarlatanlık). Kullananların ifadesi ve reklam yolu ile kanser önlem, tanı ve tedavi iddiası olan yöntemlerdir. Bu yöntemlerin çoğu teoriye dayalıdır ve bilimsel kanıtları yoktur.

Tamamlayıcı Tedaviler

  • Kanserde standart konvansiyonel tedavi ile birlikte uygulanırlar.
  • Tamamlayıcı tedavi uygulanırken hastalığın asıl tedavisi terkedilmez.
  • Bazı semptomların kontrolü ve hayat kalitesini arttırmak amaçlarıyla uygulanır.
  • Bu tür tedaviye çoğunlukla hasta karar verir.
  • Sıklıkla doktoruna danışır.
  • Tamamlayıcı tedavilere genellikle doktor, hastanın kendisi, hasta yakını veya başka hasta/ hasta yakınlarının tavsiyesi ile başlanır.
  • Milyar dolarlarla ifade edilen büyük bir sektör.
  • Yapılan çalışmalarda hastaların en az yarısının kullandığı ifade ediliyor (%10-60 arasında değişen oranlarda).
  • Gaziantep’ te yaptığımız bir araştırmada 122 meme ca hastasının %50’ si tamamlayıcı tedavi kullanıyordu. (Kalender ME, et al. Depression, anxiety and quality of life through the use of complementary and alternative medicine among breast cancer patients in Turkey. Journal of Cancer Research and Therapeutics. 2014;10(4): 962-966)
  • Tümör kontrolünde bilinen etkileri yok.
  • Bilinçsiz kullanılırsa hastaya zararlı olabilir.
  • Bazı hastalar doktorunu bilgilendirmeden kullanabiliyor.

Tamamlayıcı tedaviler kullanırken dikkat edilmesi ve üzerinde durulması gereken faktörler şunlardır:

  1. Bu yöntemi başka hastalar da kullanıyor mu ?
  2. Bilinen yan etkileri var mı ?
  3. Bu tedavinin yönetimini kim takip edecek ?
  4. Maliyeti ne kadar ?
  5. Bu tedavi yöntemini SGK karşılıyor mu ?
  6. Bu tedavideki amaç nedir ?
  7. Bu yöntem mevcut konvansiyonel tedaviyi etkileyecek mi?
  8. Uygulayan merkezin deneyimi ve kalifikasyonu ?

Tüm bu faktörleri göz önüne alarak ve mutlaka doktorla konuşularak standart kanser tedavisi yanında tamamlayıcı tedavi yöntemlerine karar verilmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Önce sizlerden gelen yorumlar:

Yorum 1: Hocam şehir efsaneleri hep böyle başlar,Şeker ve Kanserin ilacı bulundu diye,Ama ben inanıyorum ki beş on yıl içinde pek çok şeyde değişiklik yaşanacak,Teknolojinin son derece hızlı gelişmesi ile.

Yorum 2: Cok güzel bir konuya deginmişsin abim. Evet cok merak edilen bir konu acıkcası sonucu sabırsızlıkla bekleyeceğim fikrim ise ilaç firmaları henüz stoklarındaki ilaçları tüketmedikleri için kanser ilaçını piyasaya cıkarmıyorlar ülkemizde insan degeri malesef ucuz üzülerek söylüyorum inanıyorum.

Yorum 3: Olabilir bence.

Yorum 4: Dünyada kanserden hayatını kaybeden bir çok siyasetçi, bilim insanı vs. Var. Eğer gerçekten ilaç bulunmuş olsaydı bu insanlara gizlice verilir ve “kanseri yendi” şeklinde lanse edilirdi. Kaldı ki eğer böyle bir şey olsaydı o ilaçların ücreti ne olursa olsun alınırdı. Tüm servetini bu hastalığın çaresine harcayacak çok kişi var, dolayısıyla bu fırsatı hiçbir ilaç fırsatı kaçırmaz. Sonuç olarak böyle bir şeye inanmıyorum.

Benim yorumum: Çoğu insanın komplo teorisyeni ve uzmanı olduğu göz önüne alınınca bu görüş teorik olarak mümkün bir görüştür. Ama insani degerler, etik kaygılar, piyasaya sürülmesi ve pazarlanması ile ülkelerin borçlarını bile tamamen silecek kadar ciddi kazançlar getirebilecek böyle bir ilacın gizleneceğini düşünmüyorum.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Randevu Al

TELEFON

444 59 17