İLERİ EVRE EGFR MUTASYONU (+) KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİGER KANSERİ TEDAVİSİNDE OSİMERTİNİB

Osimertinib, oral kullanılan, 3. kuşak, geri dönüşümsüz etkili bir EGFR tirozin kinaz inhibitörüdür. “New England Journal of Medicine” dergisinde 2018 Ocak ayında (2018;378:113-125) yayınlanan bir makalede küçük hücreli dışı, ileri evre, EGFR mutasyonu(+) akciger kanseri tedavisinde Osimertinib isimli ilaç ile standart tirozin kinaz inhibitörlerinin (Erlotinib, gefitinib) etkinliği karşılaştırılmış.

Faz 3, çift kör bu çalışmaya toplam 556 hasta alınmış. İki gruba ayrılan hastalardan 1. gruba Osimertinib 80 mg/gün dozunda uygulanmış. Diğer gruba ise Gefitinib 250 mg/gün veya Erlotinib 150 mg/gün dozunda uygulanmış. Çalışmanın temel sonlanma noktası olarak hastalığın ilerlememe süresi olarak kabul edilmiş.

Çalışma sonunda Osimertinib kolunda medyan hastalığın ilerlememe süresi (PFS) diğer kola göre daha uzun saptanmış (18.9 ay vs 10.2 ay, p<0.001). Objektif cevap oranı iki grupta da benzer bulunmuş (%80 Osimertinib, %76 diğer kol). Medyan cevap süresi Osimertinib kolunda 17.2 ay, diğer kolda 8.5 ay saptanmış. Sağkalım verilerine bakıldığında 18. ayda Osimertinib kolunda %83, diğer kolda %71 (p=0.007) olarak gözlenmiş. Grad 3 ve daha yüksek yan etki oranları Osimertinib kolunda daha az sıklıkta oluşmuş (%34 vs %45).

Sonuç olarak İleri evre, EGFR mutasyonu (+) akciger kanseri tedavisinde Osimertinib standart EGFR tirozin kinaz inhibitörlerine göre benzer güvenlik profili ile daha fazla etkinlik göstermiştir, ciddi yan etkiler daha az oranda gözlenmiştir.

Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Kanser hastalığında o kansere özgü birkaç bulgu dışında genellikle bir çok hastalıkta da görülebilen benzer bulgu ve şikayetler ortaya çıkabilir. Bazen hastalığın erken dönemlerinde bile bulgular ortaya çıkabilir, bazen geç dönemlere kadar ciddi bir bulgu, şikayet gelişmeyebilir.

Akciger kanserinde gelişebilen bulgu ve şikayetler şu şekilde olabilir:

  1. Direk akcigerde gelişen kitleye bağlı şikayet ve bulgular: Öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, ses kısıklığı, siyanoz (morarma), çabuk yorulma, yetersiz oksijenlenme nedeniyle hızlı soluk alıp verme,….
  2. Kanserin başka organlara yayılmasına bağlı şikayet ve bulgular:

Karaciger: Karacigerde büyüme, sarılık, çay rengi idrar,…

Kemik: Ağrı, kırık, omurgada çökme olursa kuvvet kaybı, idrar tutamama,….

Beyin: Başağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, nöbet geçirme, felçlik, şuur kaybı,….

Plevra zarı: Gögüs kafesinde sıvı toplanması, nefes darlığında artış,….

Kemik iliği: Kansızlık, kanama,….

Parmak: Çomaklaşma (Hipokrat Parmağı)

  1. Kansere özgün olmayan bulgu ve şikayetler: Kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, tümör ateşi…..

Bu semptom, bulgu ve şikayetler listesi daha da uzatılabilir. Gelişebilen bulguların çoğu özgün bulgular olmadığı için yeni ortaya çıkan farklı şikayetleri çok dikkatli şekilde değerlendirmek gerekir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Bütün Kanser Hastalarında AĞRI Şikayeti Olur mu?

Kanser hastalarının ve yakınlarının en ciddi endişelerinden biri de hasta için ağrı şikayetidir. Bu endişelerini “hastamız çok ağrı çeker mi?, hastalığın son döneminde şiddetli ağrı şikayeti olur mu?” şeklinde sorularla ifade ederler.

Kanser hastalarının özellikle metastatik evrede %50’ den fazlasında, hastalığın son dönemlerinde ise %80-90 oranında ağrı şikayeti olduğu tahmin edilmektedir. Bu oranlar ve genel gözlemler göstermektedir ki tüm kanser hastalarında ağrı şikayeti olacaktır diye bir şey yoktur.

Kanser ağrısı hastalığın başladığı ve metastaz yaparak yayıldığı organlara göre farklı şiddetlerde gelişebilir. Bazen kanser çok yaygın olduğu halde bulunduğu organlar ağrı hissine sebep olmadığı için ağrı şikayeti olmayabilir (yaygın karaciger metastazı yapmış safra yolları tümörü gibi). Bunun tam tersi bir durum olarak bazı kanserler geliştiği yerden dolayı veya metastaz yaptığı organdan dolayı çok yaygın olmadığı halde erken dönemde bile ağrıya neden olabilir (kemik tümörleri, kemik metastazı, pankreas kanserinin sinir invazyonu gibi).

Kanser ağrısı hem tıbbi hem de psikososyal değişkenlerden etkilenir. Hastanın bildirdiği ve şikayetçi olduğu ağrı gerçek kabul edilmelidir. Ağrı sadece hastayı etkilemez, aynı zamanda hastanın ailesini de etkiler.

Sonuç olarak tüm kanser hastalarında ağri şikayeti gelişmeyebilir. Ancak tüm kanser hastaları ağrı yönünden dikkatli sorgulanmalıdır. Ağrının şiddeti ve sebebi araştırılıp, hastanın tıbbi ve psikososyal durumuna göre uygun tedavi düzenlenmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Meme Kanseri Taraması Nasıl Yapılır?

– Meme kanseri tarama programı normal riskli ve yüksek riskli kadınlara göre farklı protokoller şeklinde önerilmektedir.

– Normal riskli kadınlarda 25-40 yaş arasında 1-3 yılda bir klinik muayene, ayda 1 defa kendi kendini muayene ve memedeki değişikliklerin takibi (Meme başında çekilme, cilt değişiklikleri, ele gelen kitle, meme cildinde çukurlaşma, kızarıklık, döküntü, meme başından akıntı, gibi) önerilmektedir.

– Normal riskli 40 yaş üstü kadınlarda ise yılda bir defa mammografi, yılda bir klinik muayene, ayda 1 defa kendi kendini muayene ve memedeki değişikliklerin takibi önerilmektedir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Takip ve Tedavisinde İhmal Edilebilen Bir Konu: BESLENME

Kanser hastalarında beslenme bozukluğu sık görülür. Kanserin tipi, evresi ve yerine göre değişiklik gösterebilir. Beslenme bozukluğu yeni tanı konmuş bir kanser hastasında %50 oranında olabilirken, ileri evrede %75’ den fazla olabilir. En ciddi kilo kaybı pankreas ve mide kanserlerinde yaklaşık %85 oranında görülür. Tedavi öncesi gelişen kilo kaybı kötü prognoz ile ilişkilidir.

Kanser hastasında kanser hastalığının kendisi ve uygulanan tedaviler beslenme bozukluğuna yol açabilir. Kanser hastasının beslenmesini şu semptomlar olumsuz etkileyebilir ve bu semptomlar varsa tedavisi için hemen müdahale edilmelidir:

  • Ağrı, yutma güçlüğü, ağız kuruluğu
  • Yemek borusu, mide, barsak tıkanıklığı, nefes darlığı
  • Hıçkırık, halsizlik, güçsüzlük
  • Ağız yarası, halsizlik, bulantı, kusma
  • İshal, kabızlık
  • Duygu durum bozukluğu
  • İştah azalması,…….

Yeterli ve uygun beslenme ile:

  • Beslenme bozukluğu ve kilo kaybı önlenebilir,
  • Hayat kalitesinde artma sağlanabilir,
  • Tedavinin etkinliği güçlendirilebilir,
  • Tedavinin yan etkileri azaltılabilir,
  • İnfeksiyon oranları, hastanede kalış süreleri kısaltılabilir,
  • Tedavi toleransı ve immün yanıtta artma sağlanabilir.

Beslenme planlanırken mümkün ise her zaman ağızdan beslenme yolu tercih edilmelidir. Çünkü ağızdan beslenme:

  • Fizyolojiktir,
  • Hasta kendini psikolojik ve sosyal yönden iyi hisseder,
  • Yemek yeme sosyal aktivitesinden mahrum kalmaz,
  • Barsak epitel hücreleri diffüzyonla beslendiği için onların beslenmesi de sağlanmış olur,
  • Barsak florası korunur,
  • Barsaklarda bakterilerin aşırı çoğalması önlenir.
  • Beslenme planlaması yapılırken sadece hastalığa degil, hastaya da özgü olmalıdır.

Beslenme planlanırken şunlara dikkat edilmelidir;

  1. Hastanın o anki beslenme durumu dikkatle değerlendirilmelidir.
  2. Tümörün tipi ve evresine dikkat edilmelidir.
  3. Kanser tedavisinin gelişebilecek ve gelişmiş yan etkileri dikkate alınmalıdır.

Ekipte tıbbi onkoloji uzmanı yanında, beslenme hemşiresi ve diyetisyenler de aktif rol almalıdır. Hastanın fikri ve rızası mutlaka alınmalıdır.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserden Korunmak İçin Öneriler

Kanser gelişiminde rol oynayan risk faktörlerine göz atacak olursak bunların bir kısmı değiştirilebilir, bazıları da değiştirilemez faktörlerdir.

  • Yaşam stili (kişinin beslenme şekli, egzersiz, sedanter yaşam, alkol, vb)
  • Sigara kullanımı. Sigaranın akciğer, ağız-boğaz boşluğu, yemek borusu, mide, pankreas, kalın barsak, mesane, kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri ile ilişkili olduğu bilinmektedir.
  • Çevresel maruziyet (etraftaki insanların içtiği sigaraya maruziyet, çevre kirliliği, yaşadığı ortamın fiziki şartları, asbest iş ortamı vb)
  • Genetik yapı veya ailesel kanser öyküsü varlığı
  • Başka bir hastalık veya medikal problem varlığı (Hepatit B, Hepatit C, HPV, vb)

Tüm bunlara karşılık kanser gelişimine karşı korunmak için şu önerilerde bulunulabilir:

  1. Aşırı kilodan ve yaşın artması ile birlikte kilo artışından sakınmak,
  2. Günde ortalama 30 dakika hafif-orta düzeyde fiziksel aktivitede bulunmak. Yüzme, koşu, bisiklet, vs,
  3. Günde en az 5 ölçek sebze veya meyve tüketmek,
  4. Yağ tüketimini azaltmak ve günlük enerji ihtiyacının %30’undan azının yağlardan oluşması,
  5. Orta düzeyde kırmızı et (özellikle yağsız) ve süt ürünleri tüketerek günlük protein ihtiyacının karşılanması (alternatif protein kaynağı olarak balık, kümes hayvanları, fındık, baklagiller tüketilebilir),
  6. Daha az rafine edilmiş veya işlem görmüş un ve unlu mamulleri tüketmek,
  7. Tuzlanarak kurutulmuş, tütsülenmiş gıdaları yememek,
  8. Alkol tüketimine son vermek veya iyice azaltmak.
  9. Sigarayı bırakmak.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserde Destek Tedavisi YAS Döneminde de Devam Etmelidir

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Palyatif Bakım tanımı şu şekildedir: “Ağrı, fiziksel, psikososyal ve ruhsal sorunların erken tanı, detaylı değerlendirme ve tedavisi yoluyla acının önlenmesi veya azaltılmasını sağlayarak hayatı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya gelen hasta ve yakınlarının hayat kalitesini arttıran bir yaklaşımdır”.

Kanser tedavisinde amaç sadece hastalığı tedavi etmek, kemoterapi-radyoterapi uygulamak, ölümü engellemek veya geciktirmek değildir. Bunların yanında hastanın ömrü boyunca konforlu ve rahat bir hayat yaşamasının sağlanması, hayat kalitesinin yüksek olması sağlanmalıdır. Hastalık, tedavi veya diğer sebeplere bağlı olarak hasta konforunu bozan ağrı, beslenme, psikososyal sorunlar da giderilmelidir.

Destek tedavisi hastaların yanında, ailelerinin de semptom kontrolü, psikososyal ve ruhsal ihtiyaçlarına cevap verilmelidir.

Soru: Kanserde palyatif destek ne zaman yapılmalıdır?

Cevap: Tanı konulmasından itibaren, tüm tedavi-takip sürecini, ölüm sürecini ve yas dönemini de kapsamalıdır.

Soru: Kanserde palyatif destek nerede yapılabilir?

Cevap: Ev, hastane, hospis, bakım evi, gibi uygun olan her yerde yapılabilir.

Kanser Destek Tedavisi ekibi tıbbi onkoloji uzmanı, algoloji uzmanı, cerrahi uzmanı, psikiyatri uzmanı, hemşire, beslenme destek ekipleri, vb bu konuda deneyimli bir ekipten oluşmalıdır.

Sonuç olarak; kanserde destek tedavisi tanıdan itibaren tüm tedavive takip süreçlerinde uygulanmalıdır ve en çok ihmal edilen YAS döneminde de devam etmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kolon Kanseri Taraması Kimlere Ve Nasıl Yapılır ?

Kolon Kanseri Taraması Kimlere Ve Nasıl Yapılır ?

Kolon kanseri 2017’ de yayınlanan son kanser istatistiklerine göre erkeklerde ve kadınlarda görülen 3. en sık kanser tipidir. Kansere bağlı en sık ölüm sebepleri içinde kadınlarda 3. sırada (1. Akciger, 2. Meme), erkeklerde ise 2. sırada (1. Akciger) yer almaktadır.

Yapılan araştırmalara göre kolorektal kanserlerde tarama yöntemleri ile erken tanı ve polipektomi (kanser önlenmesi) ile kolon kanserine bağlı ölüm oranlarında %30-80 azalma gözlenmiş.

Kolon kanseri tarama için şu yöntemler kullanılabilir:
1. Kolonoskopi
2. Fleksibl Sigmoidoskopi
3. Çift Kontrastlı Baryum Enema
4. BT Kolonografi
5. Gaitada Gizli Kan (İmmünokimyasal, Guaiac yöntemi-H2O2)

Kolon kanseri taraması için öneriler:
Normal Riskli İnsanlar (50 yaş ve üstü, kolonda adenom yok, inflamatuvar barsak hastalığı öyküsü yok, ailede kolon kanseri öyküsü yok.)
50 yaşından itibaren
• Yılda bir defa: Gaitada gizli kan
Bununla birlikte;
• 10 yılda bir: Kolonoskopi.
Veya
• 5 yılda bir: Sigmoidoskopi.
Veya
• 5 yılda bir: BT Kolonografi.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Franz Kafka’ nın Dönüşüm (“Die Verwandlung”) kitabındaki “Gregor Samsa bir sabah tedirgin düşlerden uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş buldu” metamorfozuna atıf yaparak kahramanımıza “SANSA” ismini vereceğim.

Kardeşleri ile birlikte olağan hayatına devam ederken, Sansa‘ da çeşitli sebeplere (karsinojen maddeler, kimyasal toksik maddeler, virüsler, alkol, sigara, vb) bağlı olarak bazı değişiklikler meydana gelmeye başlar (MUTASYON). Kendi başına takılmaya, değişik davranışlar sergilemeye başlar. Bir süre sonra da kardeşlerinden farklı olarak sınırsız şekilde çoğalmaya ve daha fazla yer kaplamaya başlar. Kardeşleri ona KANSA ismini takarlar. Köken olarak kendilerine yakın olduğundan dolayı çok fazla müdahale de etmezler.

Kansa büyüdükçe besin ihtiyaçları da artar ve yeni beslenme kaynakları gerekir. Yeni kaynaklar bulması ve bunlara ulaşabilmesi için belli donanımları kazanması gerekir. Beslenme problemini çözmek için kendisine özel gıda takviye yolları döşemeye başlar (ANJİOGENEZ). Büyümeye devam ettikçe içgüdüleri onu yuvadan ayrılmaya, daha rahat yaşam alanları bulmaya sevkeder. Kendi yavrularından bir kısmı bu sebeple yuvadan ayrılır (DETACHMENT).

Kansa evden ayrıldıktan sonra tünel şeklindeki iyi korunaklı ana ulaşım yoluna ulaşabilmesi için tali yola tutunması ve bir süre yol alması gerekir (ATTACHMENT). Tünele ulaştığında yol ile arasında sağlam bir duvar vardır. Bu sağlam duvarı delmesi (PROTEOLİZ) ve aşması (HÜCRE MİGRASYONU) gerekir. Bu duvarı aşıp tünel içindeki ana ulaşım yoluna çıktığında yolun her yeri kendisine düşman olan ve onu yok etmek isteyen yabancılarla doludur. Yoluna devam edebilmesi için bunlara yakalanmaması, tanınmaması ve yakalanırsa kendini savunabilmesi gerekir (İNTRAVASKÜLER FAZ).

Kansa ana ulaşım yolunda ilerlerken yeni bir yerde, yeni bir hayat kurabilmek için kendisine tanıdık gelen yerler aramaya başlar. En uygun yeri bulduğunda anayoldan çıkmak için yine aynı tünelin sağlam duvarını aşıp dışarı çıkması gerekir (EKSTRAVAZASYON). Duvarı aşıp dışarı çıkınca Kansa bir süre yol aldıktan sonra (HÜCRE MİGRASYONU) kendisine en uygun yerde bulunan yeni yuvasına ulaşıp oraya yerleşir. Yerleştikten sonra yeni yuvasında, kendine yeni bir hayat kurarak çoğalıp büyümesine devam eder (METASTAZ).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri çoğalıp tümör dokusu büyüdükçe, bir süreçten sonra başka organlara yayılırlar (metastaz). Metastaz yapma süreci tümör dokusu henüz gözle görülemeyecek kadar çok küçük boyutlardayken bile gerçekleşip yayıldığı organlarda klinik bulgulara sebep olabilir.

Farklı kanser tipleri sıklıkla farklı organlara metastaz yapabilirler. Bazı kanser tiplerinde ise, özellikle kanserin geliştiği organla anatomik olarak ilişkili olmayan bazı organlara metastazlar gözlenir (Metastaz-Organ Tropizmi). Örneğin akciğer kanserinde; böbreküstü bezi, uveal malign melanomda; karaciger, invaziv lobüler meme kanserinde; periton metastazı daha fazla görülür.

Bazı kanser tiplerinin metastazları özellikle bazı organlarda niçin daha sık görülür sorusu akla gelmektedir. İnsanlar hiç bilmediği bir şehir veya ülkeye yaşamak için gittiği zaman yaşam yeri olarak öncelikle hemşerilerinin veya akrabalarının bulunduğu yerleri tercih ederler. Dayanışma ve yardımlaşma ile işleri daha kolay halledilir, tehlikelerden korunur, hayatı nispeten kolaylaşır. Kanser hücreleri de metastaz gibi uzun ve zorlu bir yolculuğa çıktıkları zaman yerleşeceği organları seçerken o dokulardaki çeşitli faktörler, mikroçevre, reseptörler vs gibi farklı etkenlerle kendisine tanıdık gelen organları tercih etmektedir. Muhtemelen kanser hücreleri kendisine daha yakın bulduğu (hemşeri gibi) o dokulara yerleşip işleri kolaylaştığı için yabancılık çekmeden, zarar görmeden kolaylıkla ve hızla büyümeye devam etmektedir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Elektronik sigara ile normal sigara arasında fark var mıdır, hangisi daha zararlıdır ?

Son yılların çok tartışılan konularından biri olan elektronik sigara (e-sigara), ilk defa 2004’te Çin’ de icat edilmiştir ve kullanımı giderek artmaktadır. Bu konuda en çok merak edilen konular sigara bırakmaya gerçekten yardımcı olmakta mıdır ? Sigaradan daha mı az zararlıdır? Kansere sebep olabilir mi ?
• Elektronik sigaraların çoğu bir kartuş, bir pil ve bir de püskürtec içerir. Kartuşta değişik konsantrasyonlarda nikotin bulunmaktadır.
• Sigara bıraktırma konusunda net bir delil ve bilgiye sahip değiliz.
• Elektronik sigaraların kimyasal içeriklerinin uzun dönem etkilerinin nasıl olacağı henüz bilinmemektedir.
• Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)’ nin iki popüler elektronik sigara markasında yaptığı analizde bu marka e-sigaraların nikotin ve kanserojen zehirli kimyasallar (formaldehit, asetaldehit) içerdikleri saptanmış.
• Başka bir araştırmada elektronik sigaraların toksik seviyelerde nikel ve krom gibi bazı ağır metaller içerdikleri bulunmuş.
• Elektronik sigarada kullanılan ana madde sıvı nikotindir. Nikotinin zararsız olduğu yönünde düşünceler varsa da uzun süreli nikotin maruziyeti ile gen mutasyonları tetiklenebilir.
Sonuç olarak; elektronik sigaraların güvenliği ve etkinliği konusunda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Elektronik sigaralar standart sigaralar kadar zararlı maddeler içermese de nikotinin yanması sonucu ortaya çıkan maddelerin (katran gibi) zararsız olduğu söylenemez.
Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Bana kemoterapi uygulandı. Saçlarım dökülmedi. Kemoterapinin bana faydası olmadı mı?

Kemoterapi uygulandıktan sonra bazı hastaların aklına buna benzer sorular gelebilmektedir. “Bir tanıdığıma kemoterapi uygulanmıştı, onun saçları dökülmüştü, ama benim saçlarım dökülmedi. Ben tedaviden fayda görmedim mi, bana faydası daha az mı oldu ?”.

Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini etkiledikleri gibi vücuttaki normal dokuları da etkileyebilmektedir ve kanser hücreleri ile birlikte vücutta en hızlı bölünen ve yenilenen hücreler en fazla etkilenirler. Bunlar deri, kemik iliği ve sindirim sistemi hücreleridir. Kemik iliği etkilendiği zaman anemi ve/veya lökosit sayısında azalma ve/veya trombosit sayısında azalma görülebilir. Sindirim sisteminde ağız yaraları, mukozit, ülser, gastrit, ishal, vb yan etkiler gelişebilir. Deride ise en çok bilinen şekli ile saç dökülmesi meydana gelebilir.

Her insanda farklı derecelerde yan etkiler gelişebilir. Farklı sistemlerde farklı yan etkiler gelişebilir. Saç dökülmesi de kemoterapinin bir yan etkisidir. Her insanda gelişmeyebilir veya farklı derecelerde saç dökülmeleri olabilir. Her uygulanan kemoterapi protokolü de saç dökülmesi yapmayabilir.

Sonuç olarak saç dökülmesi kanser tedavisi etkinliğinin bir göstergesi değildir. Her insanda farklı derecelerde ve uygulanan kemoterapi protokolüne göre gelişebilen bir yan etkidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser hastalığım ne zaman başlamıştır ?

Kanser hastalarının bazısından “ben 1 yıl önce doktora gitmiştim, kan tahlillerim, filmlerim çekilmişti ve hiçbir şey saptanmamıştı. Benim hastalığım ne zaman başlamıştır ?” ifadelerini duyarız. Bu sorunun kesin cevabını vermek çok zor, ancak tahmini şeyler söylenebilir.

Kanserin tek bir hücre ile başladığı kabul edilir. Kanser hücreleri kontrolsüz şekilde bölünerek ve sayıları her bölünmede iki katına çıkarak (teorik olarak hiçbir kanser hücresi ölmezse) kitlenin büyümesine sebep olurlar. 1, 2, 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256,……… şeklinde. Kitle büyüklüğü 1 cm olduğunda tahminen 1 milyar hücreye tekabül eder ve bu sayıya ortalama 30. Hücre bölünmesinde ulaşır. Her kanser hücresinin ikiye bölünme süresi farklı olduğu için farklı kanser tipleri farklı sürelerde aynı büyüklüğe (tümör yükü) ulaşırlar. En agresif tümörlerden biri olan tiroid anaplastik kanser haftalar içinde gözle görülebilir hale gelebilirken, başka bir kanser tipi olan cilt kanseri (deri skuamöz hücreli kanser gibi) deride bulunduğu yerde yıllarca iyileşmeyen veya tekrarlayan yara şeklinde olabilir.

Sonuç olarak bu süre her kanser tipi için farklı olduğundan dolayı hastalık başlangıcı için kesin bir süre söylemek çok zordur ve farklı doktorlar tarafından tahmini olarak farklı süreler söylenebilir (3 ay, 6 ay, 1 yıl, gibi).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser ameliyatımı oldum. Kemoterapi neden gerekli ?

“Ameliyat oldum, tümörüm çıkarıldı ve temizlendi, kemoterapi almam neden gerekli ?”. Buna benzer sorular haklı olarak akla gelebilmektedir.

Kanserde görüntüleme yöntemleri ile saptanabilen kitleler olduğu gibi, saptanamayacak kadar küçük mikroskopik kanser odakları olabilir. Ameliyat ile sadece görüntüleme yöntemleri ve fizik muayene ile saptanabilecek kadar yeterli büyüklükteki tümör odakları çıkarılabilir. Geride kalmış olabilecek ve gözle görülemeyecek kadar küçük olan mikroskopik tümör odakları ameliyatla çıkarılamaz. İşte tam bu noktada kemoterapi, ışın tedavisi, hormonoterapi, vb tedaviler devreye girmektedir.

Gözle görülemeyecek, fizik muayene ile saptanamayacak ve görüntüleme yöntemleri ile tespit edilemeyecek kadar küçük olan bu kanser odaklarının tedavisi ve hastalığın nüks ihtimalinin azaltılması için diger ek tedaviler uygulanmaktadır.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Bulaşıcı Bir Hastalık mıdır ?

Özellikle yeni kanser tanısı konmuş hastalarda bu soru ile sıklıkla karşılaşabiliyoruz. “Evde küçük çocuklar, erişkinler var, aynı ortamda yaşıyoruz, kanser onlara bulaşabilir mi?”. Çok net cevap olarak bugün için direk bulaşıcı olduğu bilinen hiçbir kanser türü yoktur.

Yani kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak kanser gelişiminde rolü olan farklı virüsler vardır. Örneğin karaciger kanseri gelişiminde; hepatit B (HBV), hepatit C (HCV) virüsleri, nazofarinks kanseri; EBV, serviks kanseri; human papilloma virüs (HPV) gibi. Karaciger kanseri direk bulaşıcı değildir, ancak gelişiminde rol oynayan hepatit B ve hepatit C virüsleri bulaşıcıdır ve bu virüslerin bulaştığı kimselerde kanser gelişme riski artacaktır.

Sonuç olarak kanser hastalığı direk olarak bulaşıcı değildir, ancak bazı kanserlerin etyolojisinde rol oynayan virüsler bulaşıcıdır.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Randevu Al

TELEFON

444 59 17