Kanser Tedavisinde Standart Tedavi Yanında Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri

Kanser hastalığında tedavi  kararı verilirken birçok faktör göz önüne alınır. Kanserin özellikleri ve hasta ile ilgili değişik faktörler uygulanacak tedavi şeklininin belirlenmesini etkiler.

Kanser hastalığında uygulanan başlıca tedavi yöntemleri şunlardır:

  1. Konvansiyonel tedaviler: Cerrahi girişim, Kemoterapi, Radyoterapi, hormonoterapi, immunoterapi, vs.
  2. Klinik çalışma ve araştırma tedavileri.
  3. Tamamlayıcı tedaviler.
  4. Alternatif tedaviler.
  5. İntegratif tedaviler: Konvansiyonel tedaviler ile tamamlayıcı tedavilerin birlikte uygulanması.
  6. “Fraud” tedaviler: Sahtekar tedaviler. Bu tedavilerin bilimsel herhangi bir kanıtları yoktur. Bir kısmının etkin olmadığı gösterilmiş ve bir kısmı da hasta için zararlıdır. Bu tedavi yöntemlerinin tek dayanak noktası satıcıların tedavi konusundaki iddialı ifadeleridir.
  7. “Quackery”  tedaviler (Şarlatanlık). Kullananların ifadesi ve reklam yolu ile kanser önlem, tanı ve tedavi iddiası olan yöntemlerdir. Bu yöntemlerin çoğu teoriye dayalıdır ve bilimsel kanıtları yoktur.

Tamamlayıcı Tedaviler

  • Kanserde standart konvansiyonel tedavi ile birlikte uygulanırlar.
  • Tamamlayıcı tedavi uygulanırken hastalığın asıl tedavisi terkedilmez.
  • Bazı semptomların kontrolü ve hayat kalitesini arttırmak amaçlarıyla uygulanır.
  • Bu tür tedaviye çoğunlukla hasta karar verir.
  • Sıklıkla doktoruna danışır.
  • Tamamlayıcı tedavilere genellikle doktor, hastanın kendisi, hasta yakını veya başka hasta/ hasta yakınlarının tavsiyesi ile başlanır.
  • Milyar dolarlarla ifade edilen büyük bir sektör.
  • Yapılan çalışmalarda hastaların en az yarısının kullandığı ifade ediliyor (%10-60 arasında değişen oranlarda).
  • Gaziantep’ te yaptığımız bir araştırmada 122 meme ca hastasının %50’ si tamamlayıcı tedavi kullanıyordu. (Kalender ME, et al. Depression, anxiety and quality of life through the use of complementary and alternative medicine among breast cancer patients in Turkey. Journal of Cancer Research and Therapeutics. 2014;10(4): 962-966)
  • Tümör kontrolünde bilinen etkileri yok.
  • Bilinçsiz kullanılırsa hastaya zararlı olabilir.
  • Bazı hastalar doktorunu bilgilendirmeden kullanabiliyor.

Tamamlayıcı tedaviler kullanırken dikkat edilmesi ve üzerinde durulması gereken faktörler şunlardır:

  1. Bu yöntemi başka hastalar da kullanıyor mu ?
  2. Bilinen yan etkileri var mı ?
  3. Bu tedavinin yönetimini kim takip edecek ?
  4. Maliyeti ne kadar ?
  5. Bu tedavi yöntemini SGK karşılıyor mu ?
  6. Bu tedavideki amaç nedir ?
  7. Bu yöntem mevcut konvansiyonel tedaviyi etkileyecek mi?
  8. Uygulayan merkezin deneyimi ve kalifikasyonu ?

Tüm bu faktörleri göz önüne alarak ve mutlaka doktorla konuşularak standart kanser tedavisi yanında tamamlayıcı tedavi yöntemlerine karar verilmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Önce sizlerden gelen yorumlar:

Yorum 1: Hocam şehir efsaneleri hep böyle başlar,Şeker ve Kanserin ilacı bulundu diye,Ama ben inanıyorum ki beş on yıl içinde pek çok şeyde değişiklik yaşanacak,Teknolojinin son derece hızlı gelişmesi ile.

Yorum 2: Cok güzel bir konuya deginmişsin abim. Evet cok merak edilen bir konu acıkcası sonucu sabırsızlıkla bekleyeceğim fikrim ise ilaç firmaları henüz stoklarındaki ilaçları tüketmedikleri için kanser ilaçını piyasaya cıkarmıyorlar ülkemizde insan degeri malesef ucuz üzülerek söylüyorum inanıyorum.

Yorum 3: Olabilir bence.

Yorum 4: Dünyada kanserden hayatını kaybeden bir çok siyasetçi, bilim insanı vs. Var. Eğer gerçekten ilaç bulunmuş olsaydı bu insanlara gizlice verilir ve “kanseri yendi” şeklinde lanse edilirdi. Kaldı ki eğer böyle bir şey olsaydı o ilaçların ücreti ne olursa olsun alınırdı. Tüm servetini bu hastalığın çaresine harcayacak çok kişi var, dolayısıyla bu fırsatı hiçbir ilaç fırsatı kaçırmaz. Sonuç olarak böyle bir şeye inanmıyorum.

Benim yorumum: Çoğu insanın komplo teorisyeni ve uzmanı olduğu göz önüne alınınca bu görüş teorik olarak mümkün bir görüştür. Ama insani degerler, etik kaygılar, piyasaya sürülmesi ve pazarlanması ile ülkelerin borçlarını bile tamamen silecek kadar ciddi kazançlar getirebilecek böyle bir ilacın gizleneceğini düşünmüyorum.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Kanser hastalığında o kansere özgü birkaç bulgu dışında genellikle bir çok hastalıkta da görülebilen benzer bulgu ve şikayetler ortaya çıkabilir. Bazen hastalığın erken dönemlerinde bile bulgular ortaya çıkabilir, bazen geç dönemlere kadar ciddi bir bulgu, şikayet gelişmeyebilir.

Akciger kanserinde gelişebilen bulgu ve şikayetler şu şekilde olabilir:

  1. Direk akcigerde gelişen kitleye bağlı şikayet ve bulgular: Öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, ses kısıklığı, siyanoz (morarma), çabuk yorulma, yetersiz oksijenlenme nedeniyle hızlı soluk alıp verme,….
  2. Kanserin başka organlara yayılmasına bağlı şikayet ve bulgular:

Karaciger: Karacigerde büyüme, sarılık, çay rengi idrar,…

Kemik: Ağrı, kırık, omurgada çökme olursa kuvvet kaybı, idrar tutamama,….

Beyin: Başağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, nöbet geçirme, felçlik, şuur kaybı,….

Plevra zarı: Gögüs kafesinde sıvı toplanması, nefes darlığında artış,….

Kemik iliği: Kansızlık, kanama,….

Parmak: Çomaklaşma (Hipokrat Parmağı)

  1. Kansere özgün olmayan bulgu ve şikayetler: Kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, tümör ateşi…..

Bu semptom, bulgu ve şikayetler listesi daha da uzatılabilir. Gelişebilen bulguların çoğu özgün bulgular olmadığı için yeni ortaya çıkan farklı şikayetleri çok dikkatli şekilde değerlendirmek gerekir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Komşum da benim gibi meme kanseri ameliyatı oldu. Ona akıllı tedavi uygulandı. Bana neden uygulanmadı ?

Komşum da benim gibi meme kanseri ameliyatı oldu. Ona akıllı tedavi uygulandı. Bana neden uygulanmadı ?

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser tipidir. Farklı tedavi seçenekleri vardır; cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi, hormonoterapi, palyatif destek tedavisi, vb şeklindedir. Cerrahi girişim çok farklı amaçlarla uygulanabilir; tanı amaçlı biyopsi, tedavi amaçlı cerrahi girişim (Mastektomi, lenf nodu disseksiyonu gibi), destek amaçlı cerrahi girişim (metastaza bağlı kemik kırıklarının tedavisi, omurga çökmeleri için stabilizasyon ameliyatları gibi).

Tedavi planlanırken bir çok faktör dikkate alınır: Hastanın yaşı, grad, evre, hormon reseptör durumu, HER2 durumu, lenf nodu tutulumu, Ki-67 indeksi, eşlik eden hastalıklar vs,. Hastanın tedavi planında bu durumların çok farklı kombinasyonları görülebilir ve bu sonuçlara göre farklı tedavi seçenekleri gündeme gelebilir. Örneğin ameiyat olmuş erken evre meme kanserli bir kadında sadece hormon reseptör durumu ve HER2 durumuna göre oluşabilecek kombinasyonlara örnek olarak: ER(-), PR(-), HER2(-); ER(+), PR(+), HER2(-); ER(+), PR(+), HER2(+); ER(-), PR(-), HER2(+), vb gibi. Her farklı kombinasyonda farklı tedavi planlaması yapılır.

HER2 pozitif meme kanserli kadınlara, hücre yüzeyinde bulunan bu reseptöre bağlanarak etkisini gösteren Trastuzumab isimli ilaç uygulanır. Hedefe yönelik tedavi olduğu için halk arasında akıllı tedavi olarak ifade edilir. HER2 negatif ise bu ilaç uygulanmaz. Onun için meme kanseri tedavisinde farklı uygulamalar yapılabilir.

(ER: Estrogen reseptörü, PR: Progesteron reseptörü).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kolon Kanseri Taraması Kimlere Ve Nasıl Yapılır ?

Kolon Kanseri Taraması Kimlere Ve Nasıl Yapılır ?

Kolon kanseri 2017’ de yayınlanan son kanser istatistiklerine göre erkeklerde ve kadınlarda görülen 3. en sık kanser tipidir. Kansere bağlı en sık ölüm sebepleri içinde kadınlarda 3. sırada (1. Akciger, 2. Meme), erkeklerde ise 2. sırada (1. Akciger) yer almaktadır.

Yapılan araştırmalara göre kolorektal kanserlerde tarama yöntemleri ile erken tanı ve polipektomi (kanser önlenmesi) ile kolon kanserine bağlı ölüm oranlarında %30-80 azalma gözlenmiş.

Kolon kanseri tarama için şu yöntemler kullanılabilir:
1. Kolonoskopi
2. Fleksibl Sigmoidoskopi
3. Çift Kontrastlı Baryum Enema
4. BT Kolonografi
5. Gaitada Gizli Kan (İmmünokimyasal, Guaiac yöntemi-H2O2)

Kolon kanseri taraması için öneriler:
Normal Riskli İnsanlar (50 yaş ve üstü, kolonda adenom yok, inflamatuvar barsak hastalığı öyküsü yok, ailede kolon kanseri öyküsü yok.)
50 yaşından itibaren
• Yılda bir defa: Gaitada gizli kan
Bununla birlikte;
• 10 yılda bir: Kolonoskopi.
Veya
• 5 yılda bir: Sigmoidoskopi.
Veya
• 5 yılda bir: BT Kolonografi.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Franz Kafka’ nın Dönüşüm (“Die Verwandlung”) kitabındaki “Gregor Samsa bir sabah tedirgin düşlerden uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş buldu” metamorfozuna atıf yaparak kahramanımıza “SANSA” ismini vereceğim.

Kardeşleri ile birlikte olağan hayatına devam ederken, Sansa‘ da çeşitli sebeplere (karsinojen maddeler, kimyasal toksik maddeler, virüsler, alkol, sigara, vb) bağlı olarak bazı değişiklikler meydana gelmeye başlar (MUTASYON). Kendi başına takılmaya, değişik davranışlar sergilemeye başlar. Bir süre sonra da kardeşlerinden farklı olarak sınırsız şekilde çoğalmaya ve daha fazla yer kaplamaya başlar. Kardeşleri ona KANSA ismini takarlar. Köken olarak kendilerine yakın olduğundan dolayı çok fazla müdahale de etmezler.

Kansa büyüdükçe besin ihtiyaçları da artar ve yeni beslenme kaynakları gerekir. Yeni kaynaklar bulması ve bunlara ulaşabilmesi için belli donanımları kazanması gerekir. Beslenme problemini çözmek için kendisine özel gıda takviye yolları döşemeye başlar (ANJİOGENEZ). Büyümeye devam ettikçe içgüdüleri onu yuvadan ayrılmaya, daha rahat yaşam alanları bulmaya sevkeder. Kendi yavrularından bir kısmı bu sebeple yuvadan ayrılır (DETACHMENT).

Kansa evden ayrıldıktan sonra tünel şeklindeki iyi korunaklı ana ulaşım yoluna ulaşabilmesi için tali yola tutunması ve bir süre yol alması gerekir (ATTACHMENT). Tünele ulaştığında yol ile arasında sağlam bir duvar vardır. Bu sağlam duvarı delmesi (PROTEOLİZ) ve aşması (HÜCRE MİGRASYONU) gerekir. Bu duvarı aşıp tünel içindeki ana ulaşım yoluna çıktığında yolun her yeri kendisine düşman olan ve onu yok etmek isteyen yabancılarla doludur. Yoluna devam edebilmesi için bunlara yakalanmaması, tanınmaması ve yakalanırsa kendini savunabilmesi gerekir (İNTRAVASKÜLER FAZ).

Kansa ana ulaşım yolunda ilerlerken yeni bir yerde, yeni bir hayat kurabilmek için kendisine tanıdık gelen yerler aramaya başlar. En uygun yeri bulduğunda anayoldan çıkmak için yine aynı tünelin sağlam duvarını aşıp dışarı çıkması gerekir (EKSTRAVAZASYON). Duvarı aşıp dışarı çıkınca Kansa bir süre yol aldıktan sonra (HÜCRE MİGRASYONU) kendisine en uygun yerde bulunan yeni yuvasına ulaşıp oraya yerleşir. Yerleştikten sonra yeni yuvasında, kendine yeni bir hayat kurarak çoğalıp büyümesine devam eder (METASTAZ).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri çoğalıp tümör dokusu büyüdükçe, bir süreçten sonra başka organlara yayılırlar (metastaz). Metastaz yapma süreci tümör dokusu henüz gözle görülemeyecek kadar çok küçük boyutlardayken bile gerçekleşip yayıldığı organlarda klinik bulgulara sebep olabilir.

Farklı kanser tipleri sıklıkla farklı organlara metastaz yapabilirler. Bazı kanser tiplerinde ise, özellikle kanserin geliştiği organla anatomik olarak ilişkili olmayan bazı organlara metastazlar gözlenir (Metastaz-Organ Tropizmi). Örneğin akciğer kanserinde; böbreküstü bezi, uveal malign melanomda; karaciger, invaziv lobüler meme kanserinde; periton metastazı daha fazla görülür.

Bazı kanser tiplerinin metastazları özellikle bazı organlarda niçin daha sık görülür sorusu akla gelmektedir. İnsanlar hiç bilmediği bir şehir veya ülkeye yaşamak için gittiği zaman yaşam yeri olarak öncelikle hemşerilerinin veya akrabalarının bulunduğu yerleri tercih ederler. Dayanışma ve yardımlaşma ile işleri daha kolay halledilir, tehlikelerden korunur, hayatı nispeten kolaylaşır. Kanser hücreleri de metastaz gibi uzun ve zorlu bir yolculuğa çıktıkları zaman yerleşeceği organları seçerken o dokulardaki çeşitli faktörler, mikroçevre, reseptörler vs gibi farklı etkenlerle kendisine tanıdık gelen organları tercih etmektedir. Muhtemelen kanser hücreleri kendisine daha yakın bulduğu (hemşeri gibi) o dokulara yerleşip işleri kolaylaştığı için yabancılık çekmeden, zarar görmeden kolaylıkla ve hızla büyümeye devam etmektedir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Elektronik sigara ile normal sigara arasında fark var mıdır, hangisi daha zararlıdır ?

Son yılların çok tartışılan konularından biri olan elektronik sigara (e-sigara), ilk defa 2004’te Çin’ de icat edilmiştir ve kullanımı giderek artmaktadır. Bu konuda en çok merak edilen konular sigara bırakmaya gerçekten yardımcı olmakta mıdır ? Sigaradan daha mı az zararlıdır? Kansere sebep olabilir mi ?
• Elektronik sigaraların çoğu bir kartuş, bir pil ve bir de püskürtec içerir. Kartuşta değişik konsantrasyonlarda nikotin bulunmaktadır.
• Sigara bıraktırma konusunda net bir delil ve bilgiye sahip değiliz.
• Elektronik sigaraların kimyasal içeriklerinin uzun dönem etkilerinin nasıl olacağı henüz bilinmemektedir.
• Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)’ nin iki popüler elektronik sigara markasında yaptığı analizde bu marka e-sigaraların nikotin ve kanserojen zehirli kimyasallar (formaldehit, asetaldehit) içerdikleri saptanmış.
• Başka bir araştırmada elektronik sigaraların toksik seviyelerde nikel ve krom gibi bazı ağır metaller içerdikleri bulunmuş.
• Elektronik sigarada kullanılan ana madde sıvı nikotindir. Nikotinin zararsız olduğu yönünde düşünceler varsa da uzun süreli nikotin maruziyeti ile gen mutasyonları tetiklenebilir.
Sonuç olarak; elektronik sigaraların güvenliği ve etkinliği konusunda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Elektronik sigaralar standart sigaralar kadar zararlı maddeler içermese de nikotinin yanması sonucu ortaya çıkan maddelerin (katran gibi) zararsız olduğu söylenemez.
Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Bana kemoterapi uygulandı. Saçlarım dökülmedi. Kemoterapinin bana faydası olmadı mı?

Kemoterapi uygulandıktan sonra bazı hastaların aklına buna benzer sorular gelebilmektedir. “Bir tanıdığıma kemoterapi uygulanmıştı, onun saçları dökülmüştü, ama benim saçlarım dökülmedi. Ben tedaviden fayda görmedim mi, bana faydası daha az mı oldu ?”.

Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini etkiledikleri gibi vücuttaki normal dokuları da etkileyebilmektedir ve kanser hücreleri ile birlikte vücutta en hızlı bölünen ve yenilenen hücreler en fazla etkilenirler. Bunlar deri, kemik iliği ve sindirim sistemi hücreleridir. Kemik iliği etkilendiği zaman anemi ve/veya lökosit sayısında azalma ve/veya trombosit sayısında azalma görülebilir. Sindirim sisteminde ağız yaraları, mukozit, ülser, gastrit, ishal, vb yan etkiler gelişebilir. Deride ise en çok bilinen şekli ile saç dökülmesi meydana gelebilir.

Her insanda farklı derecelerde yan etkiler gelişebilir. Farklı sistemlerde farklı yan etkiler gelişebilir. Saç dökülmesi de kemoterapinin bir yan etkisidir. Her insanda gelişmeyebilir veya farklı derecelerde saç dökülmeleri olabilir. Her uygulanan kemoterapi protokolü de saç dökülmesi yapmayabilir.

Sonuç olarak saç dökülmesi kanser tedavisi etkinliğinin bir göstergesi değildir. Her insanda farklı derecelerde ve uygulanan kemoterapi protokolüne göre gelişebilen bir yan etkidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser hastalığım ne zaman başlamıştır ?

Kanser hastalarının bazısından “ben 1 yıl önce doktora gitmiştim, kan tahlillerim, filmlerim çekilmişti ve hiçbir şey saptanmamıştı. Benim hastalığım ne zaman başlamıştır ?” ifadelerini duyarız. Bu sorunun kesin cevabını vermek çok zor, ancak tahmini şeyler söylenebilir.

Kanserin tek bir hücre ile başladığı kabul edilir. Kanser hücreleri kontrolsüz şekilde bölünerek ve sayıları her bölünmede iki katına çıkarak (teorik olarak hiçbir kanser hücresi ölmezse) kitlenin büyümesine sebep olurlar. 1, 2, 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256,……… şeklinde. Kitle büyüklüğü 1 cm olduğunda tahminen 1 milyar hücreye tekabül eder ve bu sayıya ortalama 30. Hücre bölünmesinde ulaşır. Her kanser hücresinin ikiye bölünme süresi farklı olduğu için farklı kanser tipleri farklı sürelerde aynı büyüklüğe (tümör yükü) ulaşırlar. En agresif tümörlerden biri olan tiroid anaplastik kanser haftalar içinde gözle görülebilir hale gelebilirken, başka bir kanser tipi olan cilt kanseri (deri skuamöz hücreli kanser gibi) deride bulunduğu yerde yıllarca iyileşmeyen veya tekrarlayan yara şeklinde olabilir.

Sonuç olarak bu süre her kanser tipi için farklı olduğundan dolayı hastalık başlangıcı için kesin bir süre söylemek çok zordur ve farklı doktorlar tarafından tahmini olarak farklı süreler söylenebilir (3 ay, 6 ay, 1 yıl, gibi).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser ameliyatımı oldum. Kemoterapi neden gerekli ?

“Ameliyat oldum, tümörüm çıkarıldı ve temizlendi, kemoterapi almam neden gerekli ?”. Buna benzer sorular haklı olarak akla gelebilmektedir.

Kanserde görüntüleme yöntemleri ile saptanabilen kitleler olduğu gibi, saptanamayacak kadar küçük mikroskopik kanser odakları olabilir. Ameliyat ile sadece görüntüleme yöntemleri ve fizik muayene ile saptanabilecek kadar yeterli büyüklükteki tümör odakları çıkarılabilir. Geride kalmış olabilecek ve gözle görülemeyecek kadar küçük olan mikroskopik tümör odakları ameliyatla çıkarılamaz. İşte tam bu noktada kemoterapi, ışın tedavisi, hormonoterapi, vb tedaviler devreye girmektedir.

Gözle görülemeyecek, fizik muayene ile saptanamayacak ve görüntüleme yöntemleri ile tespit edilemeyecek kadar küçük olan bu kanser odaklarının tedavisi ve hastalığın nüks ihtimalinin azaltılması için diger ek tedaviler uygulanmaktadır.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Bulaşıcı Bir Hastalık mıdır ?

Özellikle yeni kanser tanısı konmuş hastalarda bu soru ile sıklıkla karşılaşabiliyoruz. “Evde küçük çocuklar, erişkinler var, aynı ortamda yaşıyoruz, kanser onlara bulaşabilir mi?”. Çok net cevap olarak bugün için direk bulaşıcı olduğu bilinen hiçbir kanser türü yoktur.

Yani kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak kanser gelişiminde rolü olan farklı virüsler vardır. Örneğin karaciger kanseri gelişiminde; hepatit B (HBV), hepatit C (HCV) virüsleri, nazofarinks kanseri; EBV, serviks kanseri; human papilloma virüs (HPV) gibi. Karaciger kanseri direk bulaşıcı değildir, ancak gelişiminde rol oynayan hepatit B ve hepatit C virüsleri bulaşıcıdır ve bu virüslerin bulaştığı kimselerde kanser gelişme riski artacaktır.

Sonuç olarak kanser hastalığı direk olarak bulaşıcı değildir, ancak bazı kanserlerin etyolojisinde rol oynayan virüsler bulaşıcıdır.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Hastasına Hastalığının İsmini Söyleyelim mi?

Yeni tanı konmuş kanser hastalarının yakınları genellikle hastanın kanser tanısını bilmesini ve kanser kelimesini duymasını istemezler. Hastamız bunalıma girer, hayata küser, çöker, bir daha kendini toparlayamaz gibi ifadelerle kaygılarını belirtirler. Bu konuda nasıl hareket edilmelidir?

Bizim meslekte en zor süreçlerden bir tanesi hasta “doktor bey benim hastalığım nedir ?” sorusuna cevap vermektir. Avrupa veya Amerika’ da hasta doktoru ile tek başına muhatap olur, hastalığın ismi, seyri, tedavi başarısı, yaşam beklentisi vs herşey açık açık konuşulur. Ülkemizde ise genelde hasta gelmeden bir yakını gelip “hastamıza sakın söyleme” der, veya birlikte gelirlerse size kaş-göz işareti yapılır ve tiyatro başlar. Her hastanın hastalığını bilme hakkı, tedavi kararını verme, tedavi kararına katılma hakkı vardır. Kanunen de bir insanın hastalığını gizlemek suçtur. Bir yandan da duygusal bir milletiz, bazen gerçeklerle yüzleşmek istemeyiz. O zaman ne yapmalıyız ??

1. Tedavi ve iletişimin başarısı için hasta-hekim arasında güven oluşmalıdır. Siz hastanıza “sen kanser değilsin” dediğiniz zaman hastanızın size güveni kalmayacaktır. Aile zaten gizlemeye çalışıyor, hastaların çoğu da tanısını bildiği için artık size de inanmayacaktır.

2. Hasta ne kadar bilgi sahip olmak istiyor ? Bazen insanlar gerçeklerle yüzleşmek istemeyebilir. Hastaya öğrenmek istediği kadar bilgi aktarılabilir.

3. Duygusal bir milletiz. Bazen bir psikiyatrist desteğinde hastalığı söylenebilir. İlk başlarda anksiyete, depresyon vs yaşanabilir ama zamanla hastalık gerçeğini kabullenecektir.

4. İnsanların bazen yapmak istediği, görmek istediği ancak ertelediği şeyler olabilir. Gerçeği öğrendiği zaman fırsatı varken bu isteklerini yerine getirmek isteyebilir.

5. Hastalığını bilmediği zaman hasta adına tedavi kararını yakınları veya başkaları verebiliyor. Şuuru yerinde hiç kimse kendi adına hayati kararlar verilmesini istemez.

6. Kendi yaptığım ve Avrupa Kanser Kongresi’ nde (ESMO 2016) kabul edilen bir araştırmamızda hastaların ilk tanı sırasında tanıyı bilip bilmemelerinin anksiyete ve depresyon durumlarını etkileyip etkilemediğini araştırdık. Sonuçta hastalık tanısını bilip bilmeme, erkek-kadın grupları arasında anlamlı fark saptanmadı. Bu konuda daha geniş katılımlı çalışmalar yapılabilir.

Sonuç olarak uygun iletişim yolları ve desteği ile hastanın sosyo-kültürel düzeyi, beklentileri, ne kadar öğrenmek istediği dikkate alınarak izah edilebilir. Hiç kmse “sen kansersin, şu kadar ömrün kaldı, vs” sözlerine muhatap olmak istemez.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender.

Benim Hastalığım Erkek mi, Dişi mi?

Çoğumuz hastalarımızın “doktor bey (veya hanım) benim hastalığım dişi mi yoksa erkek mi ?” sorusu ile karşılaşmışızdır. Tümör vücudun herhangi bir yerinde gelişebilen ve yer kaplayan kitledir. Her tümör kanser demek değildir.

Tümörler benign (selim) ve malign (habis) tümörler olarak ikiye ayrılır. Malign tümörler kontrolsüz ve organizmadan bağımsız olarak hücre çoğalması ile büyüyen ve başka organlara da yayılabilen (metastaz) tümörlerdir. Malign tümörler tedavi edilemezse sonuçta canlının ölümüne sebep olurlar.

Benign tümörler ise vücutta herhangi bir yerde gelişebilen ve başka organlara yayılma özelliği olmayan tümörlerdir. Örnek lipom, hematom, hemanjiom, vs gibi. Benign tümörler genellikle canlının ölümüne sebep olmazlar ancak bazen bulundukları organdan dolayı (beyin içi, kalp içi, vs gibi) canlının ölümüne sebep olabilirler.

Halk arasında malign tümörler yayılıp çoğaldıklarından ve yavru (metastaz) verdiklerinden dolayı “DİŞİ”,

Benign tümörler ise yayılmadıklarından ve yavru vermediklerinden dolayı “ERKEK” olarak ifade edilirler.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender.

Meme Kanseri Taraması Nasıl Yapılır?

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser tipidir ve kadınlarda kansere bağlı ölümlerde ikinci en sık sebeptir. Kadınlarda erkeklere oranla 100 kat daha sık görülür. Kanser tarama programları ile meme kanseri erken teşhis ile hastaların ölüm oranlarında düşme gözlenmiştir.

– Meme kanseri tarama programı normal riskli ve yüksek riskli kadınlara göre farklı protokoller şeklinde önerilmektedir.

– Normal riskli kadınlarda 25-40 yaş arasında 1-3 yılda bir klinik muayene, ayda 1 defa kendi kendini muayene ve memedeki değişikliklerin takibi (Meme başında çekilme, cilt değişiklikleri, ele gelen kitle, meme cildinde çukurlaşma, kızarıklık, döküntü, meme başından akıntı, gibi) önerilmektedir.

– Normal riskli 40 yaş üstü kadınlarda ise yılda bir defa mammografi, yılda bir klinik muayene, ayda 1 defa kendi kendini muayene ve memedeki değişikliklerin takibi önerilmektedir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Randevu Al

TELEFON

444 59 17