Onkoloji Uzmanlarının Hastalarına Kesinlikle Söylememesi Gereken 7 Şey

(“Cancernetwork”, “home of ONCOLOGY journal” dan)

1. Korkarım ki kötü haberlerim var.

2. Bu hastalık başladığında doktora başvurmaman için bazı sebeplerin mi vardı?

3. Destek ve ek tedavilere harcadığın paranı israf ediyorsun.

4. Yaşadığın yerden (şehir, köy, vs) ayrılmanı istemiyorum.

5. Eğer sigara kullanmasaydın bütün bunlar başına gelmeyecekti.

6. …… kadar ay ömrün kaldı.

7. Bu tedavi seni hastalandırmayacak, genel durumunu bozmayacak.

Kanser Takip ve Tedavisinde İhmal Edilebilen Bir Konu: BESLENME

Kanser hastalarında beslenme bozukluğu sık görülür. Kanserin tipi, evresi ve yerine göre değişiklik gösterebilir. Beslenme bozukluğu yeni tanı konmuş bir kanser hastasında %50 oranında olabilirken, ileri evrede %75’ den fazla olabilir. En ciddi kilo kaybı pankreas ve mide kanserlerinde yaklaşık %85 oranında görülür. Tedavi öncesi gelişen kilo kaybı kötü prognoz ile ilişkilidir.

Kanser hastasında kanser hastalığının kendisi ve uygulanan tedaviler beslenme bozukluğuna yol açabilir. Kanser hastasının beslenmesini şu semptomlar olumsuz etkileyebilir ve bu semptomlar varsa tedavisi için hemen müdahale edilmelidir:

  • Ağrı, yutma güçlüğü, ağız kuruluğu
  • Yemek borusu, mide, barsak tıkanıklığı, nefes darlığı
  • Hıçkırık, halsizlik, güçsüzlük
  • Ağız yarası, halsizlik, bulantı, kusma
  • İshal, kabızlık
  • Duygu durum bozukluğu
  • İştah azalması,…….

Yeterli ve uygun beslenme ile:

  • Beslenme bozukluğu ve kilo kaybı önlenebilir,
  • Hayat kalitesinde artma sağlanabilir,
  • Tedavinin etkinliği güçlendirilebilir,
  • Tedavinin yan etkileri azaltılabilir,
  • İnfeksiyon oranları, hastanede kalış süreleri kısaltılabilir,
  • Tedavi toleransı ve immün yanıtta artma sağlanabilir.

Beslenme planlanırken mümkün ise her zaman ağızdan beslenme yolu tercih edilmelidir. Çünkü ağızdan beslenme:

  • Fizyolojiktir,
  • Hasta kendini psikolojik ve sosyal yönden iyi hisseder,
  • Yemek yeme sosyal aktivitesinden mahrum kalmaz,
  • Barsak epitel hücreleri diffüzyonla beslendiği için onların beslenmesi de sağlanmış olur,
  • Barsak florası korunur,
  • Barsaklarda bakterilerin aşırı çoğalması önlenir.
  • Beslenme planlaması yapılırken sadece hastalığa degil, hastaya da özgü olmalıdır.

Beslenme planlanırken şunlara dikkat edilmelidir;

  1. Hastanın o anki beslenme durumu dikkatle değerlendirilmelidir.
  2. Tümörün tipi ve evresine dikkat edilmelidir.
  3. Kanser tedavisinin gelişebilecek ve gelişmiş yan etkileri dikkate alınmalıdır.

Ekipte tıbbi onkoloji uzmanı yanında, beslenme hemşiresi ve diyetisyenler de aktif rol almalıdır. Hastanın fikri ve rızası mutlaka alınmalıdır.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserden Korunmak İçin Öneriler

Kanser gelişiminde rol oynayan risk faktörlerine göz atacak olursak bunların bir kısmı değiştirilebilir, bazıları da değiştirilemez faktörlerdir.

  • Yaşam stili (kişinin beslenme şekli, egzersiz, sedanter yaşam, alkol, vb)
  • Sigara kullanımı. Sigaranın akciğer, ağız-boğaz boşluğu, yemek borusu, mide, pankreas, kalın barsak, mesane, kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri ile ilişkili olduğu bilinmektedir.
  • Çevresel maruziyet (etraftaki insanların içtiği sigaraya maruziyet, çevre kirliliği, yaşadığı ortamın fiziki şartları, asbest iş ortamı vb)
  • Genetik yapı veya ailesel kanser öyküsü varlığı
  • Başka bir hastalık veya medikal problem varlığı (Hepatit B, Hepatit C, HPV, vb)

Tüm bunlara karşılık kanser gelişimine karşı korunmak için şu önerilerde bulunulabilir:

  1. Aşırı kilodan ve yaşın artması ile birlikte kilo artışından sakınmak,
  2. Günde ortalama 30 dakika hafif-orta düzeyde fiziksel aktivitede bulunmak. Yüzme, koşu, bisiklet, vs,
  3. Günde en az 5 ölçek sebze veya meyve tüketmek,
  4. Yağ tüketimini azaltmak ve günlük enerji ihtiyacının %30’undan azının yağlardan oluşması,
  5. Orta düzeyde kırmızı et (özellikle yağsız) ve süt ürünleri tüketerek günlük protein ihtiyacının karşılanması (alternatif protein kaynağı olarak balık, kümes hayvanları, fındık, baklagiller tüketilebilir),
  6. Daha az rafine edilmiş veya işlem görmüş un ve unlu mamulleri tüketmek,
  7. Tuzlanarak kurutulmuş, tütsülenmiş gıdaları yememek,
  8. Alkol tüketimine son vermek veya iyice azaltmak.
  9. Sigarayı bırakmak.

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanserde Destek Tedavisi YAS Döneminde de Devam Etmelidir

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Palyatif Bakım tanımı şu şekildedir: “Ağrı, fiziksel, psikososyal ve ruhsal sorunların erken tanı, detaylı değerlendirme ve tedavisi yoluyla acının önlenmesi veya azaltılmasını sağlayarak hayatı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya gelen hasta ve yakınlarının hayat kalitesini arttıran bir yaklaşımdır”.

Kanser tedavisinde amaç sadece hastalığı tedavi etmek, kemoterapi-radyoterapi uygulamak, ölümü engellemek veya geciktirmek değildir. Bunların yanında hastanın ömrü boyunca konforlu ve rahat bir hayat yaşamasının sağlanması, hayat kalitesinin yüksek olması sağlanmalıdır. Hastalık, tedavi veya diğer sebeplere bağlı olarak hasta konforunu bozan ağrı, beslenme, psikososyal sorunlar da giderilmelidir.

Destek tedavisi hastaların yanında, ailelerinin de semptom kontrolü, psikososyal ve ruhsal ihtiyaçlarına cevap verilmelidir.

Soru: Kanserde palyatif destek ne zaman yapılmalıdır?

Cevap: Tanı konulmasından itibaren, tüm tedavi-takip sürecini, ölüm sürecini ve yas dönemini de kapsamalıdır.

Soru: Kanserde palyatif destek nerede yapılabilir?

Cevap: Ev, hastane, hospis, bakım evi, gibi uygun olan her yerde yapılabilir.

Kanser Destek Tedavisi ekibi tıbbi onkoloji uzmanı, algoloji uzmanı, cerrahi uzmanı, psikiyatri uzmanı, hemşire, beslenme destek ekipleri, vb bu konuda deneyimli bir ekipten oluşmalıdır.

Sonuç olarak; kanserde destek tedavisi tanıdan itibaren tüm tedavive takip süreçlerinde uygulanmalıdır ve en çok ihmal edilen YAS döneminde de devam etmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Tıbbi Onkoloji

Kanser Tedavisinde Eşek Sütünün Yeri Var Mıdır ?

Son zamanlarda kanser tedavisinde eşek sütünün etkinliği konusunda çok sayıda sorular sorulmaktadır. Bazı hastaların kanser tedavisinde eşek sütü kullandığı ve iyileştiği şeklinde farklı rivayetler olduğu söylenmektedir.

Eşek sütünün bazı Afrika ve Asya ülkelerinde gıda olarak tüketildiği bilinmektedir. Ülkemizde de bazı şehirlerde eşek sütü imalatı için çok sayıda eşek çiftlikleri kurulmuştur.Eşek emzirme döneminde diğer süt hayvanları ile kıyaslandığı zaman daha az miktarda süt vermektedir. Aynı dönemde yavrusunu da beslemesi gerektiği düşünülürse miktar daha da azalmaktadır. Bu sebeple diger sütlere göre daha yüksek fiyatlarla pazarlanmaktadır.

“PUBMED” (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/) (Bilimsel Veri Tabanı) sitesinde “donkey milk and cancer” (eşek sütü ve kanser) yazıp taradığınız zaman 8 tane sonuç çıkmaktadır. Ancak bu sonuçların hiç biri eşek sütünün kanser tedavisindeki etkinliği ve tamamlayıcı tedavi olarak kullanılması hakkında değildir. Günümüzde eşek sütünün kanser tedavisindeki etkinliğini gösteren hiçbir bilimsel çalışma yoktur.

Eşek sütü hakkında kanıta dayalı yeterli çalışma olmadığı için mevcut uygulanan tedaviyi nasıl etkilediğini, kanser ve tedavisi üzerine olumsuz etkilerinin olup olmadığını, kullanılan ilaçların vücuttan atılımını etkileyip etkilemediğini, uygulanan ilaçların yan etkilerini arttırıp arttırmadığını bilmiyoruz.

Sonuç olarak, eşek sütü hakkındaki bilgilerin çoğu kişilerin beyanına ve ifadelerine dayanmaktadır. Kanser tedavisinde, destek ve tamamlayıcı tedavide kullanımına ilişkin herhangi bir güvenilir araştırma ve yeterli bilimsel kanıt yoktur. Dünyada ve ülkemizde önde gelen “kanser tedavi ve destek tedavi kılavuzları”nın hiç birinde yer almamaktadır. Elimizde yeterli bilimsel kanıt olmayan bu durum için minik ve sevimli sıpaların da başlıca gıdalarına ortak olmayalım ve onları aç bırakıp gelişimlerine engel olmayalım.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Tedavisinde Standart Tedavi Yanında Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri

Kanser hastalığında tedavi  kararı verilirken birçok faktör göz önüne alınır. Kanserin özellikleri ve hasta ile ilgili değişik faktörler uygulanacak tedavi şeklininin belirlenmesini etkiler.

Kanser hastalığında uygulanan başlıca tedavi yöntemleri şunlardır:

  1. Konvansiyonel tedaviler: Cerrahi girişim, Kemoterapi, Radyoterapi, hormonoterapi, immunoterapi, vs.
  2. Klinik çalışma ve araştırma tedavileri.
  3. Tamamlayıcı tedaviler.
  4. Alternatif tedaviler.
  5. İntegratif tedaviler: Konvansiyonel tedaviler ile tamamlayıcı tedavilerin birlikte uygulanması.
  6. “Fraud” tedaviler: Sahtekar tedaviler. Bu tedavilerin bilimsel herhangi bir kanıtları yoktur. Bir kısmının etkin olmadığı gösterilmiş ve bir kısmı da hasta için zararlıdır. Bu tedavi yöntemlerinin tek dayanak noktası satıcıların tedavi konusundaki iddialı ifadeleridir.
  7. “Quackery”  tedaviler (Şarlatanlık). Kullananların ifadesi ve reklam yolu ile kanser önlem, tanı ve tedavi iddiası olan yöntemlerdir. Bu yöntemlerin çoğu teoriye dayalıdır ve bilimsel kanıtları yoktur.

Tamamlayıcı Tedaviler

  • Kanserde standart konvansiyonel tedavi ile birlikte uygulanırlar.
  • Tamamlayıcı tedavi uygulanırken hastalığın asıl tedavisi terkedilmez.
  • Bazı semptomların kontrolü ve hayat kalitesini arttırmak amaçlarıyla uygulanır.
  • Bu tür tedaviye çoğunlukla hasta karar verir.
  • Sıklıkla doktoruna danışır.
  • Tamamlayıcı tedavilere genellikle doktor, hastanın kendisi, hasta yakını veya başka hasta/ hasta yakınlarının tavsiyesi ile başlanır.
  • Milyar dolarlarla ifade edilen büyük bir sektör.
  • Yapılan çalışmalarda hastaların en az yarısının kullandığı ifade ediliyor (%10-60 arasında değişen oranlarda).
  • Gaziantep’ te yaptığımız bir araştırmada 122 meme ca hastasının %50’ si tamamlayıcı tedavi kullanıyordu. (Kalender ME, et al. Depression, anxiety and quality of life through the use of complementary and alternative medicine among breast cancer patients in Turkey. Journal of Cancer Research and Therapeutics. 2014;10(4): 962-966)
  • Tümör kontrolünde bilinen etkileri yok.
  • Bilinçsiz kullanılırsa hastaya zararlı olabilir.
  • Bazı hastalar doktorunu bilgilendirmeden kullanabiliyor.

Tamamlayıcı tedaviler kullanırken dikkat edilmesi ve üzerinde durulması gereken faktörler şunlardır:

  1. Bu yöntemi başka hastalar da kullanıyor mu ?
  2. Bilinen yan etkileri var mı ?
  3. Bu tedavinin yönetimini kim takip edecek ?
  4. Maliyeti ne kadar ?
  5. Bu tedavi yöntemini SGK karşılıyor mu ?
  6. Bu tedavideki amaç nedir ?
  7. Bu yöntem mevcut konvansiyonel tedaviyi etkileyecek mi?
  8. Uygulayan merkezin deneyimi ve kalifikasyonu ?

Tüm bu faktörleri göz önüne alarak ve mutlaka doktorla konuşularak standart kanser tedavisi yanında tamamlayıcı tedavi yöntemlerine karar verilmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Kanser Hastalığının İlacı Ve Kesin Tedavisi Aslında Bulunmuş, Ama Gizleniyor mu ?

Önce sizlerden gelen yorumlar:

Yorum 1: Hocam şehir efsaneleri hep böyle başlar,Şeker ve Kanserin ilacı bulundu diye,Ama ben inanıyorum ki beş on yıl içinde pek çok şeyde değişiklik yaşanacak,Teknolojinin son derece hızlı gelişmesi ile.

Yorum 2: Cok güzel bir konuya deginmişsin abim. Evet cok merak edilen bir konu acıkcası sonucu sabırsızlıkla bekleyeceğim fikrim ise ilaç firmaları henüz stoklarındaki ilaçları tüketmedikleri için kanser ilaçını piyasaya cıkarmıyorlar ülkemizde insan degeri malesef ucuz üzülerek söylüyorum inanıyorum.

Yorum 3: Olabilir bence.

Yorum 4: Dünyada kanserden hayatını kaybeden bir çok siyasetçi, bilim insanı vs. Var. Eğer gerçekten ilaç bulunmuş olsaydı bu insanlara gizlice verilir ve “kanseri yendi” şeklinde lanse edilirdi. Kaldı ki eğer böyle bir şey olsaydı o ilaçların ücreti ne olursa olsun alınırdı. Tüm servetini bu hastalığın çaresine harcayacak çok kişi var, dolayısıyla bu fırsatı hiçbir ilaç fırsatı kaçırmaz. Sonuç olarak böyle bir şeye inanmıyorum.

Benim yorumum: Çoğu insanın komplo teorisyeni ve uzmanı olduğu göz önüne alınınca bu görüş teorik olarak mümkün bir görüştür. Ama insani degerler, etik kaygılar, piyasaya sürülmesi ve pazarlanması ile ülkelerin borçlarını bile tamamen silecek kadar ciddi kazançlar getirebilecek böyle bir ilacın gizleneceğini düşünmüyorum.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Sigara Kullanıyorum. Akciger Kanseri Gelişmesinden Korkuyorum. Akciger Kanseri Bulguları Nelerdir ?

Kanser hastalığında o kansere özgü birkaç bulgu dışında genellikle bir çok hastalıkta da görülebilen benzer bulgu ve şikayetler ortaya çıkabilir. Bazen hastalığın erken dönemlerinde bile bulgular ortaya çıkabilir, bazen geç dönemlere kadar ciddi bir bulgu, şikayet gelişmeyebilir.

Akciger kanserinde gelişebilen bulgu ve şikayetler şu şekilde olabilir:

  1. Direk akcigerde gelişen kitleye bağlı şikayet ve bulgular: Öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, ses kısıklığı, siyanoz (morarma), çabuk yorulma, yetersiz oksijenlenme nedeniyle hızlı soluk alıp verme,….
  2. Kanserin başka organlara yayılmasına bağlı şikayet ve bulgular:

Karaciger: Karacigerde büyüme, sarılık, çay rengi idrar,…

Kemik: Ağrı, kırık, omurgada çökme olursa kuvvet kaybı, idrar tutamama,….

Beyin: Başağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, nöbet geçirme, felçlik, şuur kaybı,….

Plevra zarı: Gögüs kafesinde sıvı toplanması, nefes darlığında artış,….

Kemik iliği: Kansızlık, kanama,….

Parmak: Çomaklaşma (Hipokrat Parmağı)

  1. Kansere özgün olmayan bulgu ve şikayetler: Kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, tümör ateşi…..

Bu semptom, bulgu ve şikayetler listesi daha da uzatılabilir. Gelişebilen bulguların çoğu özgün bulgular olmadığı için yeni ortaya çıkan farklı şikayetleri çok dikkatli şekilde değerlendirmek gerekir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Kısa Hikaye Formunda Kanser Metastazı

Franz Kafka’ nın Dönüşüm (“Die Verwandlung”) kitabındaki “Gregor Samsa bir sabah tedirgin düşlerden uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş buldu” metamorfozuna atıf yaparak kahramanımıza “SANSA” ismini vereceğim.

Kardeşleri ile birlikte olağan hayatına devam ederken, Sansa‘ da çeşitli sebeplere (karsinojen maddeler, kimyasal toksik maddeler, virüsler, alkol, sigara, vb) bağlı olarak bazı değişiklikler meydana gelmeye başlar (MUTASYON). Kendi başına takılmaya, değişik davranışlar sergilemeye başlar. Bir süre sonra da kardeşlerinden farklı olarak sınırsız şekilde çoğalmaya ve daha fazla yer kaplamaya başlar. Kardeşleri ona KANSA ismini takarlar. Köken olarak kendilerine yakın olduğundan dolayı çok fazla müdahale de etmezler.

Kansa büyüdükçe besin ihtiyaçları da artar ve yeni beslenme kaynakları gerekir. Yeni kaynaklar bulması ve bunlara ulaşabilmesi için belli donanımları kazanması gerekir. Beslenme problemini çözmek için kendisine özel gıda takviye yolları döşemeye başlar (ANJİOGENEZ). Büyümeye devam ettikçe içgüdüleri onu yuvadan ayrılmaya, daha rahat yaşam alanları bulmaya sevkeder. Kendi yavrularından bir kısmı bu sebeple yuvadan ayrılır (DETACHMENT).

Kansa evden ayrıldıktan sonra tünel şeklindeki iyi korunaklı ana ulaşım yoluna ulaşabilmesi için tali yola tutunması ve bir süre yol alması gerekir (ATTACHMENT). Tünele ulaştığında yol ile arasında sağlam bir duvar vardır. Bu sağlam duvarı delmesi (PROTEOLİZ) ve aşması (HÜCRE MİGRASYONU) gerekir. Bu duvarı aşıp tünel içindeki ana ulaşım yoluna çıktığında yolun her yeri kendisine düşman olan ve onu yok etmek isteyen yabancılarla doludur. Yoluna devam edebilmesi için bunlara yakalanmaması, tanınmaması ve yakalanırsa kendini savunabilmesi gerekir (İNTRAVASKÜLER FAZ).

Kansa ana ulaşım yolunda ilerlerken yeni bir yerde, yeni bir hayat kurabilmek için kendisine tanıdık gelen yerler aramaya başlar. En uygun yeri bulduğunda anayoldan çıkmak için yine aynı tünelin sağlam duvarını aşıp dışarı çıkması gerekir (EKSTRAVAZASYON). Duvarı aşıp dışarı çıkınca Kansa bir süre yol aldıktan sonra (HÜCRE MİGRASYONU) kendisine en uygun yerde bulunan yeni yuvasına ulaşıp oraya yerleşir. Yerleştikten sonra yeni yuvasında, kendine yeni bir hayat kurarak çoğalıp büyümesine devam eder (METASTAZ).

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri metastaz yaparken hemşericilik mi yapıyor ?

Kanser hücreleri çoğalıp tümör dokusu büyüdükçe, bir süreçten sonra başka organlara yayılırlar (metastaz). Metastaz yapma süreci tümör dokusu henüz gözle görülemeyecek kadar çok küçük boyutlardayken bile gerçekleşip yayıldığı organlarda klinik bulgulara sebep olabilir.

Farklı kanser tipleri sıklıkla farklı organlara metastaz yapabilirler. Bazı kanser tiplerinde ise, özellikle kanserin geliştiği organla anatomik olarak ilişkili olmayan bazı organlara metastazlar gözlenir (Metastaz-Organ Tropizmi). Örneğin akciğer kanserinde; böbreküstü bezi, uveal malign melanomda; karaciger, invaziv lobüler meme kanserinde; periton metastazı daha fazla görülür.

Bazı kanser tiplerinin metastazları özellikle bazı organlarda niçin daha sık görülür sorusu akla gelmektedir. İnsanlar hiç bilmediği bir şehir veya ülkeye yaşamak için gittiği zaman yaşam yeri olarak öncelikle hemşerilerinin veya akrabalarının bulunduğu yerleri tercih ederler. Dayanışma ve yardımlaşma ile işleri daha kolay halledilir, tehlikelerden korunur, hayatı nispeten kolaylaşır. Kanser hücreleri de metastaz gibi uzun ve zorlu bir yolculuğa çıktıkları zaman yerleşeceği organları seçerken o dokulardaki çeşitli faktörler, mikroçevre, reseptörler vs gibi farklı etkenlerle kendisine tanıdık gelen organları tercih etmektedir. Muhtemelen kanser hücreleri kendisine daha yakın bulduğu (hemşeri gibi) o dokulara yerleşip işleri kolaylaştığı için yabancılık çekmeden, zarar görmeden kolaylıkla ve hızla büyümeye devam etmektedir.

Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Elektronik sigara ile normal sigara arasında fark var mıdır, hangisi daha zararlıdır ?

Son yılların çok tartışılan konularından biri olan elektronik sigara (e-sigara), ilk defa 2004’te Çin’ de icat edilmiştir ve kullanımı giderek artmaktadır. Bu konuda en çok merak edilen konular sigara bırakmaya gerçekten yardımcı olmakta mıdır ? Sigaradan daha mı az zararlıdır? Kansere sebep olabilir mi ?
• Elektronik sigaraların çoğu bir kartuş, bir pil ve bir de püskürtec içerir. Kartuşta değişik konsantrasyonlarda nikotin bulunmaktadır.
• Sigara bıraktırma konusunda net bir delil ve bilgiye sahip değiliz.
• Elektronik sigaraların kimyasal içeriklerinin uzun dönem etkilerinin nasıl olacağı henüz bilinmemektedir.
• Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)’ nin iki popüler elektronik sigara markasında yaptığı analizde bu marka e-sigaraların nikotin ve kanserojen zehirli kimyasallar (formaldehit, asetaldehit) içerdikleri saptanmış.
• Başka bir araştırmada elektronik sigaraların toksik seviyelerde nikel ve krom gibi bazı ağır metaller içerdikleri bulunmuş.
• Elektronik sigarada kullanılan ana madde sıvı nikotindir. Nikotinin zararsız olduğu yönünde düşünceler varsa da uzun süreli nikotin maruziyeti ile gen mutasyonları tetiklenebilir.
Sonuç olarak; elektronik sigaraların güvenliği ve etkinliği konusunda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Elektronik sigaralar standart sigaralar kadar zararlı maddeler içermese de nikotinin yanması sonucu ortaya çıkan maddelerin (katran gibi) zararsız olduğu söylenemez.
Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender

Randevu Al

TELEFON

444 59 17